gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hepimizin bayramı...

Dün akşam caddede coşkulu ve neşeli  kalabalıklar vardı, kırmızı bir insan seli aktı, çocuklar bayrak sallayarak dolaştılar, zorlama değil, içinden geldiği için şevkle yürüdü insanlar... Gider yapmak istemiyorum, büyüsü bozulmasın, hepimizin bayramı, Cumhuriyet bayramımız... 

Zorunlu bir değişime uğradı sırma saçlarımız...Sabahın 7'sinde  hiç çekilmiyordu o sırmalar wallahi günlükçüm.  Anneannesiyle kestirip fönletip süpriz yaptılar bana, bayıldım bende...

Kurban bayramımızı da kutladık, etimizi yedik kutsadık, kavurmamızı depoladık, üç mum yaktık, seyrine baktık günlükçüm... Daha yazardım ama canım istemiyo şimdi... uğrarım gene... kendine ii dawranıosun taammııı!!!

Devamını Oku »

Günlük değil,aylık...


Günlükçüm,görüşmeyeli nelerrr neler oldu, bilsen...Walla çok dedikodu birikti. Kaynatırız bi ara. Bizim çocuklaaarr işte büyüyolar ...Demirin alt iki dişi çıktı, emekliyor tutunarak geziyor. Duruş anaokuluna başladı. İki yıl kreşten sonra bayaa baya okul gibi geldi bize. Tabi ilk gün çok ağladı, tepindi hatta ama çok sürmedi, şimdi de çok seviyor. Özellikle de öğlene kadar olmasından memnun. Öğretmenini de sevdi ama eeen çok ta saçlarını sevdi, biz de saç değil peruk olduğunu söyleyemedik :(

Okulda mutlu ama evde bir süredir keyifsiz, tatsız ve huysuzzzzz!!! Duruyu biliyosun... Tam tersini hayal et. Sabırları zorlayan , kendini de hane halkını da yıpratan halve tavırlar içinde bir süredir...Eski tatlı Duruşumu özledim bennnn...

Ders çalışıyormuş ya da kopya hazırlıyormuşcasına ciddi takılan Duruş, aslında sadece masasını karalıyor ama altta gürbüz çok mutlu. Sonuçta neden mutlu olmasın ki, hayat çok acayip.. kuşlar falan...



Emelciimin çabalarıyla Tarkan konserine gittik bi aralar. Eğer şimdiye kadar izlediklerimiz konser idiyse peki ya bu neydi o vakit? diye düşünmeden edemedim doğrusu. Ateşidir, suyudur, dansıdır showudur, her şey çok güzeldi, çok eğlendirdi ve eğlendi, merdivenler dahil tıklım tıklım doluydu Harbiye. Sonuna kadar ayaktaydık, ben bir ara sıranın üstünde zıplıyordum ki, arkadaki teyze (evet evet baya bi teyzeydi) sırtıma pıtpıt yaptı, göremiyormuş, bence sende zıplamalıydın teyzecimmmm :) Seneye de gidiyoruz dimi ekippp???


Mehmet'le Gülay'ın nişanına gittik. Zonguldak'a. Aynı gün içinde gidip döndük. Çok zor olur çocuklarla sanmıştım ama akrabalarla ve tanıdıklarla dolu bir ortamda gürbüz kucaktan kucağa gezdi, Duruş Ahmetle, Betülle bahçede oynadı, çok zorlamadılar bizi. Zonguldak ta çok güzeldi, nişanlılar da..
Mutluluklaaaar...





Devamını Oku »

Annelere süprizler hiç bitmesin, hep sürsün...

 Vaktiyle, mektebimizin bahçesinde, valideler günü münasebetiyle tertip edilen kahfealtı davetine icabet ettik, kerimemle beraber. Pek muhterem hanımefendiler ve talebelerine pek düşkün kıymetli muallimelerle hoşca vakitler geçirdik.
Pek hoş tanzim edilmiş mükellef bir kahfaltıdan sonra tasasız ve de kaygısız muhabbetle devam ettik. Evlatlarımız akranlarıyla bir arada, koşturup oynarken, bizi de hazırlanan beste ve nağmelerle şaşırtıp mesut bahtiyar eylediler. Bu güzel günü hazırlayan ve emek verenlere sonsuz teşekkürlerimi arz etmekle kesb-i şeref eylediğimi bildikmekten mütevellik memnuniyetlerimi beyanla müftehirim!!! 
Anlayan beri gelsin.







Bir de;
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”  demiş Kanuni Sultan Süleyman... Gerçekten muhteşem söylemiş...

Devamını Oku »

Beylerbeyi Sarayı , ''Muhteşem Bıranç''...

Beylerbeyi Sarayı, kahfaltıya gittik bi pazar. Oldu biraz. Geç yazabildiğim gibi, kahfaltıya da geç gidebildik, hatta bıranç oldu desem yeridir, ki bilmeyen için bırançın ne olduğunu, izlerken koptuğum bir leyla ile mecnun sahnesiyle açıklamak isterim;
-erdal bakkal; branç ne?
-iskender; tembel kahfaltısı, bizim oğlan hep yapıyor :)
 anlatınca olmadı dimi günlük :(
 Bu havalı yol sarayın iki girişinden biri. Ben yürürken zamanında yanlardaki aydınlatmalar yerine meşaleler yandığını falan hayal ettim. Köleler ya da belki ahçı uşak hizmetçiler, dolu mutfak dolu kiler, belki de cariyeler koşuşturuyordur, ne biliyim, muhteşem yüzyıl gibi bişeydir herhalde...Aslında daha güzel fotolar çekmek isterdim ama, acıktık hacı...
 Saray padişahların yazlık mekanıymış, ısıtma namevcut. İçerisi tamamen doluydu, bilet namevcut. Lise yıllarım boyunca önünden sabah akşam geçtiğim sarayı daha önce gezmemiş olmam da benim ayıbım, farkındayım günlükçüm. 
Pargalı Ferhat an itibariyle, minik sultanıyla saray kapısından giriş yapıyor... 
 Saraya giremedik, bahçede kahfaltı içinde biraz bekledik. Yine de şanslıyız, o muhteşem yüzyıllarda yaşıyor olsaydık, sarayın bahçesine adım atamaz, atsak ta baş ve gövde uzun süre bir arada kalamazdı herhalde,  'tiz başı vurula' diyen yok, istediğimiz kadar vakit geçirip fotoğraf ta çekebiliyoruz, kapitalizm de işte böyle bişey dimi Günelcim :)))
 Bu bölümde tabiki harem... Haremsiz olmaaaaazzz...

 Duruş sanki, 'saray kahfaltısı bumu yani?' der gibi bakıyor. Biraz hayal kırıklığı oldu gibi, insan saraylara yakışır yanarlı pastırmalı bişeyler bekliyor :) Şaka, gayet iyi kahfaltısı ki, simit te vardı, simit benim için herşeydir...

 Bu kız her yerde besleyecek bir kedi bulur, anneannesi de aynı böyle. 







 :Kocamın da doğumgünüydü: mutlu yıllar adamııımmmm:))) Aşkımızın diğer meyvesi de aşağıda anneannesinin ayağında düşük tempoda sallanıyor...

Devamını Oku »

Kafesten Bir Kuş Uçtu




Hafta sonu, İzmit'e Kafesten Bir Kuş Uçtu'yu seyretmeye gittik. Kocam pek istemedi aslında, karnım iyice burnuma yaklaştığı için, araba kullanmama pek taraftar değil ev ahalisi. Hatta 'anneni arıycam, göndermesin seni' diye tehdit etti beni ama oyunu çok görmek istiyordum uzun zamandır, resmen bir aş erme durumuna döndü artık. 'Sadece oturuyorum, araba kullanırken, rahatsız olmuyorum' diye bir savunma geliştirdim ki aslında endişelerin yörüngesinin, 'kaza fln olur, gelip çarpan olur, son hafta bir terslik olmasın' şeklinde olduğunun da farkındayım, üstüme alınmıyorum... Oyun çok güzeldi, 'Guguk Kuşu' nun çok başarılı bir versiyonuydu, bütün oyunculara tekrar hayran olduk, Kocaeli şehir tiyatrolarının kötü oyununu izlemedim zaten. Kapanışı da güzel bir oyunla yapmış oldum...


Geçen ay Duruş ta tiyatro sezonunu açtı. Elifnazla ikisini tiyatroya götüreceğime söz verdim. Sabah yine nazlandı Duruş kalkarken, tiyatro günü olduğunu söyleyince, açıldı gözleri, her sabahkinden daha fazla 'onu giymem, öbür eteğimi giydir, beyaz çorabımı istiyorum' krizi yaşadık, sonunda uzlaştık, gidebildik okula. öğlende almaya gittiğimde Elifnazla ikisi öyle çok kikirdediler ki, çok mutlu ve enerjik bir halde okulun bahçesine fırlayıp koşturmaya başladılar. Öğretmenlerle birlikte, kızlar koşmayın, yavaş derken, iki tane bowling labutu gibi arka arkaya devrildiler, ıslak çamurlu bahçede. Duruş bi yandan da ' elma da gitti! diyordu, ellerine son anda öğretmenlerinin tutuşturduğu elmaların ardından... Hızla içeri aldık, yedek eşofmanları giydirdik, tiyatroya da eşofmanlarla gitti bizim süslüler... Oyundan çok zevk almadılar, aynı gün okulları da oyuna getirmişler, çok gürültülü bir ortam vardı ama, birlikte olmak hoşlarına gitti sanıyorum, yine sürekli kikirdediler...
Cumartesilerimiz yine tiyatroya ayrıldı, anneanneyle her hafta sonu gidiyorlar ve ikisi de çok seviyor. Evinize yakın bir kültür merkezi varsa, zaman ayırmaya çalışın çocuklar için güzel bir kış aktivitesi oluyor çünkü...



Devamını Oku »