Kuzu HasTa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuzu HasTa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Demir + Hasta Duru


Çok sevdiğimiz 'eskrim' duruşu, süpermen uçuşu da olabilir, yanlış anlamaya hiç gerek yok!

Günlükçüğümü biraz ihmal ettim, diğer çocuklarımdır bahanem. Anneanne tatil köyünden kesin dönüş yapınca, iş-güç-yedir-içir meşgalesi, yorgunluk uykusuzluk vs... 'boş vakitlerinde kitap bile okuyamaz, zaten boş vakitte bulamaz' haldeyim.

Eve döndük ama bir sürü poşet, çanta, ötesi berisi, ıvırkıvırı yığdık evin girişine, yerleştirmek için eksta iki fincan daha kahfe istedi bünye. Temizletip bıraktığım ev tozlanmış, temizlik tabi arkadan. Duruşun okula dönüş yapması işimi kolaylaştırdı, Demircikte uzun uzun uyuyarak yardımcı oldu annesine. Biraz da Duruşun yüksek perdeden sesi olmayınca hem iş yapıp hem kafamı dinledim, bazen huzur verdi, bazen de çok canım sıkıldı, kendimi yanlız hissettim. Sonra misafirlerle hareketlendi yine günler, geçti sıkıntımda.

Sadece sürekli evde olmak ve istediğim zaman dışarı çıkamamak klostrofobik bir stres yaratıyor bende. Duruyla evde olduğumuz zamanlarda tanışmıştık. Fanusun içindeymişim, hayattan soyutlanmışım gibi hissediyorum, şimdilik çok zorlamıyor, belkide iki çocuk buna da vakit bırakmıyor...

Duruş'un tasarımı bu uğurlar :) Yoksa manasız bi süsleme yapıp çekeyim, sanat olsun değildi amacımız:)
Hafta sonuna doğru, Duruşun ateş belirtileri başladı, tabi benim dünyam karardı yine birden, çok zordur Durunun hastalığı, yemez, içmez, her türlü tedavi girişimini reddeder, bir de son aylarda şuruplar kusturmaya başladı, en son iğne yaptırmak zorunda kaldık. Aynı gün de okulla sinema günleri vardı, evde dinlenmesi gerekirken, ikna edemedik ve okula gitti. Sinemada iyiyimiş ama dönünce ateşi yükselmiş, babasıyla eve döndüler. Demir solumda, Duruş sağımda yattık, Demire hastalık geçme riskini Allaha havale ederek, ateşli- kusarak ve inleyerek geçen gecenin sabahında ayaklarımı sürüyerek Duruşa nane-limon yapmaya çalışıyorum, bi taraftan Demir de başladı ağlamaya, odaya girdiğimizde nedense kafaları birbirine yaklaşmış ağlaşan iki çocuk bulduk. Ferhatla gülmeye başladık,
-niye ağlaşıyoki bunlar? dedi
-garip onlar, kimsesiz, başbaşa verip ağlaşıyolar hep! dedim.
Gün bir şekilde bitti, akşama misafirlerimiz vardı, onları da ağırladık, bende çok korktuğum Demir + hasta Duru sınavının vizesini vermiş oldum, umarım finali daha kolay olur, büte kalmayız...

Bu arada, ben yazana kadar Duruş iyileşti, atlattık, Demire geçmedi, anne sütü koruyor sanıyorum, çok teşekkür ederim güzel yorumlara...

Devamını Oku »

Bir Hastalığın Seyri...



Bu sene bizim hastalık senemizdi. İlk okul yılımız olduğundan, bağışıklık sistemimizin zayıflığından, Virüs ve bakteri dostu ılıman bir kış geçirdiğimizden...
Doktora gitiiğimizde karşılaştığımız hep aynı kalıp tedavi;
-boğazları kızarmış, auğmentin, ateşi çıkarsa 3-4 saat arayla pedifen
-antibiyotik kullanmasak....
-olmaz
-peki :(
Üç gün süren, çok az yemek, bol ilaçlı istirahat, süzülmüş bir çocuk, küçülen suratıyla, iyileştirilip okula gönderilir, tekrar virüs kapar, hiç bir salgın es geçilmez, bu döngü böyle devam eder...

Son zamanlarda bir de öksürük yapıştı yakamıza. Son zamanlarda gittiğim dr.lara da ısrarla öksürüğünü dinletmeye çalıştım ama viral enf. sonucu, geniz akıntısı öksürüğe neden oluyor yanıtını aldım, aynı kalıp tedaviyle , aynı reçeteyle döndük eve.

Öksürük geçmedi. Balgam başladı. Birkaç hafta önce Duruşun beni iyi duymadığını farkettim, aslında anlamadan önce biraz sinir bile yaptım, '
beni hiç dinlemiyor artık, arkasından söyleniyorum, cevap vermiyor artık' diye, uzayınca bu durum, anladım can sıkıcı gerçeği. Ferhatla deneme yaptık, arkasından kısık sesle konuşarak, Duymuyor! Dehşetle, işitme merkezine koştuk, test yapıldı ama net olarak sonuç vermedi. Yetişkinlerdeki gibi kolay algılayamadı odyometri cihazı. İyi bir dr. önerdiler, ona koştuk. Kulakta bir sıvı biriktiğini, yine viral enf. sonucu olduğunu, yine antibiyotik kullanmamız gerektiğini söyledi. Bir haftalık tedaviden sonra tekrar gittik, kulaktaki sorun halloluyordu ama duruşun ateşi çıkmaya başlamıştı ve bu güne kadar hep yaşadığımız gibi, ben en az üç gün sürüp bizi yine solduracağından emindim. Öyle de oldu, öksürük daha da arttı. Aynı dr, bizi devlet hastanesine yönlendirdi. Ona gittik, akciğer filmi çekildi, kan testleri yapıldı.
Sonuç: bronşit ve zatürre başlangıcı. Testleri almaya gittiğimde artık o kadar gerilmiştim ki, dr. sonucu söylediğinde höykürerek ağlamaya başladım. Beni sakinleştirip neden bu kadar abarttığımı anlamadığını söyledi kadıncağız. Çok gergindim, amacının ne olduğunu çözemediğim hormonlarım beni dengesiz yaptı fln. dedim. Bu sefer 11 tane iğne verdi. Çok zor geçti iğne süreci, gözlerinden damla damla yaşlar süzülerek, annem, ben ve iki hemşireyle üstüne abanıp sabit tutmaya çalışarak bitirdik dün gece. Hatta dün gece son iğne şerefine babasıyla saat 11 de hamburger,patates ve sos dolu çantayla döndüler eve, kutlama yapıcakmışız :)

Duruşum şu an iyi. öksürük etkisini kaybetmek üzere, yine kontrolümüz var. İştah çok daha azaldı. Ama açılıyor. Ben çok üzüldüm, çok suçladım kendimi, okula gitmeseydi, ben çalışmasaydım, dahamı iyi olurdu,? öksürüğünü ciddiye almayan dr. lar beni neden ikna etti, üstüne gitmedim? bulantımın, halsizliğimin arasında ihmal mi ettim, şimdiden ihmal ediyorsam hep böylemi devam edecek? İyi bakamadım mı, bakamıyormuyum? vs....
Bir de her hastalıkta koştuğumuz özel hastaneler ve sonucu devlet hastanesinde alabilmemiz...

Devamını Oku »

bi kötü bi iyi...


Cuma günü prensesimin okulundan aradılar, (zaten okulun numarasını telefonda ne zaman görsem 'kötü birşey oldu' hissiyatı kaplıyor her yanımı) Duruş suratını kapıya çarpmış, yani anladığımız kadarıyla koşarak kapının köşesine dalmış. Alnında şiş bir morluk, dudağı yarılmış, yüzünde boydan boya bir çizik. Dr. a gittik hemen, çene filmi çekildi, kötü bişeyimiz yokmuş, iki dişimiz daha geliyormuş. Dr. gözünün ve burnunun morarabileceğini söyledi ama Duru çabuk toparladı çok hafif bir morluğu var, o da hızla iyileşiyor. Yine de yüzüne baktığımda üzülüyorum, ne kadar çocukluğumdaki vukuatlarımı, hep kabuklu, kanamış dizlerimi hatırlasamda...

Bulantılarım önemli ölçüde azaldı. Kendimi lama gibi hissettiren aşırı tükürük salgısı normale döndü, sadece sürekli bulantı hissi yüzünden şekerlere bağımlı bir hayat tarzını benimsedim, kahfeli misbonsuz yaşayamaz hale geldim. Bu illetten de kurtulduğum zaman tamamen normale döneceğim herhalde.

Devamını Oku »

Çalıştır şu gözünü evladım aaa!!!



Betülün doğumgününü kutladık. Bu sene Betül göz tembelliğine bağlı olarak gözlük kullanmaya başladı. Biraz geç kalınmış, daha önce gözlük takarsa, sorun ortadan kalkarmış. Bizde hemen Ahmetle Duru yu da götürmeye karar verdik. E onlarda da astiğmat, göz tembelliği varmış. Durunun bir gözü 1, diğeri 0.75 miş. İkna olmadım. Göz hastanesine götürücem. Konuya çok vakıf ta değilim, hiç gözlük kullanan yok ki hısım akrabadan. Araştırıyorum. Yazarım günlük.

Devamını Oku »

Very İmportant Prencess








Sıkıntılı bir haftaydı, günlükçüm. Ardacık beni çok sarstı, aklımın bir köşesinde hep. Bir buruk, düşünceli bakıyorum Duruya. Hafta sonu çocuklar dışardaydı, üzülmüştür ailesi, sesleri duydukça. Bizde çıktık, parka gittik, aramızda pek iyiydi Duruşla, insan bazen mutluluğundan suçluluk duyuyor. Sonra Ferhat dişinden operasyon geçirdi. Küçük falan da diyemeyeceğim, 2,5 saat sürdü. Evde dinleniyor, biraz ağrısı var. Yiyemiyor sadece sıvı gıda. Sabah Duruşu okula bırakırken, arabadan indik, hava nasıl güzel, güneş var, kuşlar ötüyor, gerçekten ötüyor, yalan değil, yanımızda cıvıldaşıyorlardı sanki.
-Duruuuuuşşş bahar gelmiş havaya bak çok güzel! dedim
-Keşke mont giymeseydiiiikk! diye hayıflandı birden. Çocuk mantığı işte, bambaşka biryere gitti aklı :)
Yani kendimi iyi hissettim birden, bir damla güneş ışığı, bir kuple kuş cıvıltısı, bir çiçekli bahar dalı... Gündoğarken şarkısı vardı, çok sevdiğim;

Bu demek değil ayrılık,
Bu demek değil herşey bitti,
Bu demek değil güneş yok artık,
Buluta girdi...


***Durunun resimlerini seçerken farkettim tişörtünde yazanları. Bayılıyorum şu tişörtlerdeki esprilere... Sitcomlarda yok bu espriler...***

Devamını Oku »

Güle Güle Ardacık...

Tatlı Ardacık, melek oldu bugün. Parkta koştururken hatırlıycam ben hep. Birde tutkusu olan renk renk arabalarını. Ellerinden gelenin çook fazlasını yapmayı başaran ailesi için sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elden...
Öncesi...

Devamını Oku »

Hastalık Halleri



Duruşla iki gün evdeydik, önceleri biraz neşeliydi, camın kenarına yer yaptık orda oynadık biraz ama dün çok keyifsizdi. Bu sabah anneanneye geçtik. Kalabalık ve neşeli ev hali Durucuma hep iyi geliyor, şu an iştahlı ve mutlu görünüyor.

Kayudan fena halde sıkıldı, aslında sadece okuldan gelince akşam tv'de seyrediyor 15 dk. falan. Arthur seyretmeye devam ediyor, aslında çok Kayu kadar popüler olamadı ama bence çok daha iyi. Bende severek izleyebiliyorum, özellikle de diwinin hastasıyım. Esprileri süper ve konuları nı dahice buluyorum. farklı görünüşleri çok şeker ve çocukların günlük dertleri çok sevimli...


Devamını Oku »

Asabi kuzular


Pazartesi günü Duruş okulda Batuhanın doğumgününü kutladı, sonra çıkınca İncisu'nun doğumgününe gittik. Duruşta birkaç gündür nezle başlangıcı ve hafif bir kırıklık vardı, o akşam da hastalığa dönüştüğünü anladım, hiç eğlenemedi, hiçbirşey yemedi, çok mızmızdı. Doğumgünü çocuğu da farklı değildi :) O da uyumamış, asabileşmişti. Elbisesini giydirmek için çok takla attık ama direndi, değiştirtmedi.
Duruşun ateşi hala düşmedi, bugün çok keyifsiz ve iştahsızdı diyebilirim, sadece dönüşümlü olarak pedifen-dolven şeklinde şurup veriyorum, umarım yarın biraz daha toparlar kuzum kendini.


Bizim bloğumuzda da sonunda kırmızı alarm göründü. Dns ayarını yaptım, şu an sorun yok gibi. Olursa da geçeriz WP'e, akacak mecra buluruz elbet kendimize...

Devamını Oku »

Hastayım, hastasın, hasta...



Geçen hafta ailecek hastaydık, süründük resmen. Duru'nun yılbaşı akşamı başlayan öksürüklü tıksırıklı hastalığı geçecekmiş gibi yapıp daha da güçlenerek geri döndü. İyi olduğunu düşündüğümüz gün okula gitti, akşam tekrar ateşi çıktı. Bu kez bana da geçti, Ferhatın ağır bir diş problemi vardı, birde üstüne mikrobik rahatsızlığı ekledi. Eş ve anne olmanın en zor halini yaşadım sanki. Kendi annemi istedim yanımda, yanlız başımızaydık.
Hafta sonuna doğru daha iyi hissetmeye başladık. Duru hiç yemedi ve antibiyotik kullanmak zorundaydı. En zor işler sıralamasında hatırı sayılır bir derece yapar herhalde, hasta ve yemeyen çocuğu beslemeye çalışmak... O kadar yıpratıcı ki, yarım saat kendini tüketerek, yarım kase çorba içirirsin ve genelde de sonunda geri çıkar. kendime göre, yemek konusunda 'az ısrarcı anne' olduğumu düşünürüm ama, aç karnına antibiyotık almasın diye, 'çok ısrarcı anne'ye dönüştüm, yine de farketmedi... Üstelik Duru hiçbirimizin görmediği kadar aksi ve şımarıktı. Hastalıktan, zayıflayan bünyesi ve sinirleri yüzünden -ki bende açken çekilmez olurum- sürekli inatlaştı. Sonlara doğru, oturup herşeye ağlar oldum. Doktorumu seyrederken ağladım, kustukça ağladım, sabah uayandırırken
'yüzünü görmek istemiyorummmmm' bağırdı, bir saat ağladım...Ara ara önce çok kızıp sonra öpüp sonra yine sinirlendim, deli gibi...
İyiki hafta sonu annem, Aylin, Selma geldi, biraz kafamız dağıldı, neşe oldu evde.
Dün en iyi günüydü, okula gitsin diye düşündüm, evde kalmak iyi gelmiyordu ikimize de, akşam çok mutlu geldi, yemeğini yedi, öpüştük, sarıldık, Duru geri gelmişti. Öyle hafifledim ki...


Büyüdüğünde bunu da kullanabilirim dimi günlük, 9 ay karnımda taşıdım cepte, hastayken başında bekledim, o da tamammmm, yemedim yedirdim?, hem yedim, hem yedirdim ben, o da tamam sayılır, hem giydim hem giydirdim hatta... Elim kuvvetli günlük. Floş royale koşuyorum...

Devamını Oku »

'benmi bulandırdım' endişesi


Duruballa salya sümük 3 gün geçirdik. Nasıl olsa çoktan homojen dağılmıştı ikimizede virüsler, önce onun mümüğünü sonra kendiminkini silerek ve aynı burun spreyini sırayla kullanarak, bazen Duruşunkini kafaya dikip evde şurup kafasıyla dolanarak 3 gün dinlendik. Yani daha çok Lulu dinlendi. Sağolasıca internet ve montessori faaliyetleri sayesinde okul öncesinde hergün kendimizi oyalayacak birşeyler buluyorduk ama anladım ki çabuk kopmuşum , biraz da zorlandım oyun icat etmekte, belki hastalık bezginliğiydi, ama sonunda çareyi Duruşu sevgili küçük budamız caillou nun ellerine teslim etmekte buldum. Üç güncük te fazla tv izlemek hemencecik te çocumda dikkat eksikliği, davranış bozukluğu, psikolojik sorunlar vs. neden olmaz dimi günlük? Sende hiç rahatlatmıyosun ki...



Hastaneye gittik, karşısında en sevdiği okul arkadaşı Elifnaz, o da suçiçeği olmuş, eve geldikten sonra Duru dedi ki;
-'anne arkadaşlarıma da benmi bulandırdım hastalığı?' Çokkk datlum benim, hassasım...

Devamını Oku »

Gelenek bozulmadı :)


Cuma akşam üstü Duruşu okuldan alıp İst.a geçtik. Çok meşakkatli bir yolculuk oldu, trafik kilitti. Biz ve diğer trafik magdurları umutsuzca çırpındık, Duruşun yolda çişi geldi, hafif ateşi çıkmıştı zaten. Bir ara varamayacağımızı , belki de mahsur kaldığımız yere yerleşip orda yaşamanın daha mantıklı olduğunu düşünmeye başladım. Cinnet geldi zaar.
Sonunda eve ulaştık, hemen yemek yemeye başladık, bu arada Duru hediyeleri açmaya, karışık bir şekilde dağıtmaya başladı, bizde dayanamadık, sabırsızca yırtmaya başladık paketleri, yarım saat içinde, yemekler yenmiş, hediyeler açılmış, bütün kaleler fethedilmiş oldu :)
Her sene evdeyiz bu sene dışarda olalım dedik ama annem çok mahsun bi şekilde
-biz Duruyla yanlızmı olucaz evde? diye boynunu bükünce geleneği bozmanın anlamı yok diye düşündük. Zaten öyle hazırlanmıştı ki bırakıp çıkmak haksızlık olacaktı. gerçi kendisi sonradan dayanamayıp itiraf etti;
-ben dışarda kutlamayın diye günler öncesinden başlıyorum hazırlıklara...şeklinde!
Duruşun geleneksel Yılbaşı çikolatası hazırdı ama çok sevdiğim makinamdan uzak kalmak beni fotoğraf işinden soğuttuğu için doğru dürüst bir resmini bile çekemedim, zaten zavallı tavşan da fazla direnemedi Durukızın seri diş darbelerine, eridi gitti...
Duruş hasta girdi yeni yıla yoksa bu yıl böyle mi geçicek? Bana da geçti, iki gündür evde atlatmaya çalışıyoruz. Bu arada aile hekimliği uygulaması başlamış, denemeye karar verdim, Duruyu alıp gittim sağlık ocağına. DR.un yanına girip sadece adımızı söyledik ve ikimizi de muayene etti. Hatta Duruya benim kucağımda baktı. Danışmada işlem yaptır, yok numaratöre bak, sıra bekle fln yok, çok kolay. İşte bir sürü hastane değiştirip bulamadığım buydu...
Duruyla evde güzel iki gün geçirdik. Özlemişiz. Eski günlerdeki gibi. Bebeğim yine süzülmeseydi...



Durunun yeni ebruları. Hemde Durunun yılbaşı hediyeleri oldu. Asıldı bile. İçimizde kendi emeğini hediye eden sadece Duru oldu :)

Bunlarda benim geleneksel hediye kutularım. İçi dolu fıçıcıklarım... Onlarda sahibini buldu. Nazlanarak gitmiştim ama mutlu döndüm, bir şekilde yakaladı yine yeni yıl beni. Seni gidi yeni yıl seni :)))))

Devamını Oku »

Duru Duru Dusduru...


Duruş gene hasta gene hasta... Ne kadar sık hastalandı bu ay. Bu sonuncuda dr. gitmekte direndim, hoppp antibiyotik yazıcak yine, duymak istemiyorum. Bu gün daha iyiydi, inş. atlatıcaz dr. suz, ant.siz. Son zamanlarda Durunun gündemdeki huylarını yazmadığım aklıma geldi. benim yazmayı en sevdiğim şeylerden biridir, Duruşun değişen halleri.

. Kesme-biçme işleri devam ama popülerliğini biraz kaybetti, yerini yapboz almaya başladı. Öğretmeninin görüşü çok yüklenmememiz, 18 parçayı geçmememiz yönünde. Bizde istediği zaman yardım ederek ama genelde keyifle seyrederek yaklaşıyoruz. Wallahi insan gururlanıyo, çocuk şöle tak tak yerine parçaları yerleştirdikçe :))))

. Oyun hamuruna sardırdık yeniden. Teyzoş pasta makinası getirince, yeşil sahalara geri döndük...

. Kitap almayı da seviyoruz, Duruş ta ilgiyle dinliyor, hatta bazende bunaltıyor 'bi tane daha, son sonnn..'diye ama uyku öncesi masallarının sonu gelmek bilmiyor genelde. Her güne bir masallar, 365 ler, efendim ciltli milti resimliler fln, çok boşmuş... markette sepetten aldığımız tanesi 1 lira olan minik kitaplara bayılıyoruz artık. Timaş'tan yine. yanına uzanıp okurken kolları ağrıtmıyor, pat diye yüzüme düşmüyor, daha ne olsun? Arkasındaki küçük resimlerden takip ediyor bide, hangisi var, hangisi yok bizde diye, bazen de aklına geliyor, 'babamı aramalıyııızz zıpzıp bilmemneden bizde yokmuşşş' vs...

. Merkezi sistemle ısıtılıyor bina, kış başında bir süre yanmadı kaloriferler, o arada duruyla birlikte yatmaya başladım, gece sürekli üstünü örtmek için.. Tabi hemen alışkanlığa dönüştü, odasını istememeye başladı. Hala birlikte uyuyoruz. Benimde hoşuma gitti, itiraf edeyim...Sadece odasında uyumayı öğrensin diye 2.ayda yatağına alıp, sonra da yarım saatte bir süt istedikçe kalkıp yanına giderek, uykusuz ve mutsuz olmamın bi mantığı da kalmamış oldu... Olsun...

. 'Hayır' diyorum, 'kırma beniii' diyor, 'hadi yat artık' diyorum, 'bi çözüm biliyorum' diyor, 'Duruuuuuuu' diyorum, 'seni sev-mi-yo-rummmmm' diyor. Her lafa bi cevap, dil papuç gibi...

. Saçlarını hiç kestirmedim, hala bebek saçı gibi çok ince ama çok güzel bukleleri var ucunda, sarı sarı. Keşke ortasından kısaltmak mümkün olsa...

. Arkadaşları lakap takmışlar 'Duru Duru Dusduru 'diye. Geçen gün bana diyo ki, 'benim beş yaşlarda biiiirsürü arkadaşım var!' çevre geniş aga!
Okulda yaşa göre kategorize olduklarını da anlaşılıyor burdan...

. Uykum geldi günlük, behlül kaçar...

Devamını Oku »

Çok acıdı, geçti...


Cumartesi Medinecim geldi, geç bi kahvaltı yaptık, sohbet ettik, kahvemizi içtik, çok güzeldi, özlemişiz...

Durucum uykudan pırttı tabi, sonrada calliou seyrederken uyuya kaldı koltukta, dayanamadık resmini çektik, bir küçücük yastığa sığdırmış kendini:)
Akşamüstü de Durunun son iğnesini yaptırmak için çıktık, Duru yine çok ağladı, Medine de kendini parçaladı sakinleşsin diye, hatta massuscuktan hemşireyi dövmeye kadar vardırdı işi ama yinede unutması biraz zaman aldı. Babamızın yanına gidene kadar
-annecimmm, çok acıyooo, diye sızlandı yavru ceylan.
Kucağımda taşırken 'seni çok seviyorum ' dedim,
-bende ama çok acıyoo! dedi. Gelde dayan şimdi buna, kahrolsun bu virüsler, enfeksiyonlar, son bulsun hastalıklar...

Devamını Oku »

Kuzu hasta :(


Ne güzel başlamıştık güne. Gerçi Durucum sabah sütünü geri püskürtmüştü ama olumlu düşünmeyi tercih etmiştim. Midesi bulandı, o kadar, süt benimde midemi bulandırıyor, olabilir... Eve dönerken herşey normal, babamızın yanına da uğradık, biraz mızmızız sadece, bu da olabilir... Öğleden sonra başladı ateşi yükselmeye. Bir önceki postta yazdım ya hasta olmuyor, iksir veriyorum vs., hemen arkasından hasta oldu kuzu. Bu hep böyledir. İyi giden bir şeyden fazla bahsetmeye gelmez, övünmeye hiç gelmez.

Hasta galiba deyince babası dondurma getirdi hemen, Durubal da uçtu görünce. Bu senenin de ilk dondurması. Kendi dondurmasına saldırdı,
-anneciim çok güzelll
diye yedi, sonra bana gelen magnumu görünce, attı elindekini,
-ııı güzel diil ooo
diye benim dondurmamı da bitirdi. Az sonra da bütün yediklerini, ve içtiklerini ortaya karışık biçimde, yatağa höykürdü zaten.

Sabah Feroş 7 de dr. dan randevu aldı, 9.30 da götürdük, kan testini verdik ama çişş!testi için neredeyse bütün gün uğraştım. Kıslarda biraz sıkıntılı oluyor örnek almak. Sonuçlara göre, idrar örneği temiz, kanda enfeksiyon var bir miktar. Sonrasında ishale çevirebilirmiş, bu virüs bugünlerde yaygınmış. Üç tane iğnemiz var, biri gitti ama çok zorlandık. Çok ağladı, kastı kendini, sonrada bacağı ağrımaya başladı. Hiç bu kadar ağlamamıştı. Saatlerce sürdü. Korktuk, gidip hastaneyle tekrar konuştuk, bacağı neden ağrıyor olabilir bu kadar diye, rahatlattılar birz bizi. Şimdi uyuyor ama eli hala bacağında. Umarım uyandığında geçmiş olur bebeğimin ağrısı.

Devamını Oku »

Durucum tamamen olmasada normale döndü sayılır. Her antibiyotikte üzülüyorum, hastalık boyunca
-nerde üşüttü, kimden kaptı bu çocuk, daha da zayıfladı... kafamda dönüp duruyor. Bir de huysuzluk tarafı var, iyiki bu kez anneannedeydik, hep beraber çektik Duru hanımın nazını. Bir gün dışarı çıktık, tipik İkea gezmesi, -pek severiz- hiç bu kadar huytsuz olmamıştı. Ben anneanne şımarması diye yorumladım, annem babasına yapıyor dedi, herkes bir telaşla üstünden attı ama sonra hastalık kalıntısı olduğunda hemfikir olduk.



İştahı da yavaş yavaş (biraz hızlansın ama yaaa!)açılıyor , keyifli olduğu zamanlarda allahtan çok üzmüyor, ama hastayken hiç yemiyor neredeyse. Yemek seçme yaşıda gümbür gümbür geliyor gibi. Geçen sene her şekilde yedirdiğim kereviz (biz aile içinde keruvez deriz, cevizin adı da cuvez dir mesela, babaya arada bir adamcuvezzz deriz duruyla, böyle kendi aramızda geliştirdik bu dili, dünyadaki kültür çeşitliliği azalıyor ya, katkıda bulunmak istedik) işte keruvez pişirmişim ben, Duru hnm, mutfağa girip,
-anne ne kokuyooo? dedi ve yemedi :( hey gidi heyyy.


Renkli makarna yaptık Durukıza, içinden yeşilleri seçti ve yemedi. Tadı aynı dedim ama etkili olmadı. Herkez aynı durumda mı bilmiyorum ama bizde, ben sürekli yesin isterim. Bir de doktorlar fln tv dan çok fazla pompalıyorlar, günde şunu yemeli, bukadar tüketmeli vs diye. Yani şöylemi yapalım, mutfak tezgahına sabahtan açık büfeyi hazırlayalım, 100 gr cuvez, yok 5 tane fındık, bir elma, şu suyu, bu sapı,bitki çayı, sebzesi, tahılı, kalsiyumu, folik asiti... akşama kadar yesin içsin çocuk.
Hadi abartmıyım ama, en azından tabağındakileri bitirsin bu çocuklar dimi, sonra ben elimde tabakla gezmek durumunda kalıyorum, arada bir babamız söylenmeye başlıyor;
-bırak yemesin, iki gün aç bırak bak nasıl yiyor... şeklinde. Aah ahh o ana yüreği sende olsa sende dolaşırsın o tabakla adamcuveeezzz, hey gidi heyyy.

Tırmanma sporuyla ilgilenmeye başladı son aylarda, üstüne bir şey düşürür diye de korkuyorum, ama çocuk kalbi, hareket ister, bi çözüm bulmak lazım, kesin ikeada vardır çözümü :)
Bu arada gün içinde bazen abartıyorum fotoğraf çekme işini, Durunun her hareketini çekmeye başlıyorum,kendimi de aldatan kadınların kocalarının tuttuğu dedektifler gibi hissediyorum, yağmurluğun yakaları kalkmış, elde makine, Durunun peşinde böyle sinsi sinsi geziyorum...


Bu matruşkaları çok sever, babaanne hediyesi. Bakınca bende durunun daha küçük halini hatırlıyorum,galiba 14 aylıktı, arkadaşlarda toplanmıştık, okuldan arkadaşlarımızın içinde çocuk sahibi olma gafletine(!) sadece biz düştüğümüz için görüştüğümüz zaman Duru maskot oluyor, Oğuzlardaki matruşkalarla oynarken matruşka dedirtmeye çalıştık, çok tatlı söylemişti, hey gidi heyyy...


Su kuşu. Bayılıyor suyla oynamaya, banyoda da
-anne sen yıka, ben oynuyorum, olurmu anne nüfteeennnn der genelde. Günde üç kere yıkanıyor şu lidılponi.

Devamını Oku »