GB'yim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GB'yim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Henüz Alüminyum Folyo...



Demirimiz bugün iki haftalık... İki hafta önce bu gün, hastane odasında gergin bekleyişler, sonrasında mutluluk, yeni bir bireyin aramıza katılması... Hamilelik ne kadar sevimsizse -bana göre- doğum ve sonrası o kadar heyecan verici, o kadar güzel ki... İki seferde de hastanede kendimi çok mutlu hissettim, belki de bu sayede kolay atlattım doğum sonrası fiziksel zorlukları...
Duruş ta karışık duygular içindeydi, hastanede olmamasının daha doğru olduğunu söyleyenlerde oldu ama ben hep yanımda olmasını istedim, özellikle de ayıldığımda Duruyu hemen görmek istedim, çok korkutucuydu, Duruşumu bir daha görememe ihtimali, Demirden önce Duruyu aradı gözlerim. Bir de bu günü hatırlamasını, zayıf ta olsa bir kaç kare aklında kalmasını istedim, kardeşiyle ilk anıları onlar.




Demir ve kime benzediği konusunda spekülasyonlar...Bir sürü benzetme yapıldı tabi. Bir bebeğin yüzünde, vücudunda, ruhunda milyonlarca genden bir karışım var, belki de her bakan görmek istediği kadarını seçip farkediyor, benzemesini istediği kişinin parçalarını ayırıp yorumluyor... Bana göre en çok babasına benziyor, baktığımda birsürü mimiğini, ayrıntıyı benzetiyorum ve bu kusursuz sistem karşısında saygıyla eğiliyorum...


Gözler ağlamaktan kızarmış, sürekli Demir'in başında kızlar.

Demir, kız çocuk tercihimdeki ısrarımdan dolayı beni utandırır gibi, uslu bir bebek. Sütünü içip uyuyor, sık sık kontrol ediyoruz, anormal bir durum mu var? diye. Böyle devam ederiz inşallah...


13 kilo almıştım toplamda ama çoğu gitti, kalanlar içinde 'geldikleri gibi giderler' diyorum, egzersizime , yürüyüşe başladım, yine insan gibi yemek yiyorum, o kocaman göbüşü hiç özlemiyorum.

Devamını Oku »

Bi Süre Yokuz...

Biz yarın bölünerek çoğalmaya gidiyoruz. Umuyoruz, herşey yolunda gidicek, ufaklığıda alıp dönücez evimize...

Devamını Oku »

Gezin Bakalım...









Devamını Oku »

Bebek şekeri & kapı süsü

IMG_8255

Cumartesi Ayşe, Aylin, ben ve göbeğim Eminönü'ne geçtik. Mevkiinin kurdu olmuş Ayşe bizi bir hana soktu, girişten aşşağıya doğru 5 kat döne döne iniyor, her kat ta benim için harikalar diyarı gibi. Yani inanırmısın günlük herşeyi satın alsam, onluk yirmilik banknotları böyle saça saça dönerek insem en alt kata kadar... Asansöyle tekrar çıksam, bi tur daha dönsem...
IMG_8333
Tam bir sektör haline gelmiş, bebek şekerleri, kapı süsleri, vs... Bir sürü mağza ve çeşit var. Hazır halde de satılıyor tabiki. Maliyet açısından arada çok büyük fark olmuyor, kendin hazırladığında ama, biz hamarat!!! blogcular seviyoruz galiba ' ben yaptım' demeyi.
IMG_8335
Dediğim gibi, çok fazla çeşit, çok kafa karışıklığı durumu oldu, küçük kovalarla ve saplı meleklerle iki çeşit hazırlamaya karar verdik, Tül, kurdele, bir kaç çeşit aksesuar beğendik. Badem ve renkli şeker aldık. Evde Aylinle yapmaya başladık, annem de dayanamadı, çok kısa sürede bitti, yapımı da zevkliydi, bitmiş hali de çok hoşumuza gitti...
IMG_8344
IMG_8346
IMG_8296
İğne korkusuyla çok düzenli içmeye başladığım demir şurubumun şişeleriyle, bunları yaptım. gerçekten oyuncak gibi, şişelerle, şekerlerle eğlendim bir müddet.
IMG_8308
IMG_8311

IMG_8351
2 Numaranın adı tescillenmiş oldu böylece... Keçe işlerine daha önce hiç bulaşmamıştım ama çokkkk zevkliymiş. Keçe ustası hatunların bir bildiği varmış! Kapı süsü konusunda üstümde bir baskı oluşturdu annem, Aylin ve Ayşe. Sevmediğimi söylesem de ikna edici olamadım, bir süre sonra benden bağımsız olarak bakmaya başladılar çeşitlere. Aylin
-abla almadan dönemeyiz, annemiz kızaaaarrr!!! diye, korkutmaya çalıştı beni ama o tüller, üstündeki bebekler... Çok sevimsiz geldi. Keçeden bunu yaptım.
IMG_8361
Duruşun hastane sepeti. Annemle Sevim Teyze içindeki kılıfı ve minik yatak örtüsünü yeni kumaşla tekrar diktiler. Çok seviyorum bu sepeti. Gerçekten leylek gagasına takmış, çocuğu sepetle birlikte getirip bırakmış gibi...
IMG_8358

Devamını Oku »

Hayat bayram olmuştu...


İlk gün babamız yine ava çıktı, et getirdi, kavurduk yedik.

İkinci günde evdeydik, eş dost, misafir derken o da bitti.

Üçüncü gün hazırlandım, indim aşşağı, 'ben çıkıyorum, Ülküyle buluşcam!' diye havamı attım ama, baba-kız, bizi de at, şuraya bırak vs. takıldılar peşime. Duruşun saçı başı, yerlere yeksan halde ayakkabı giydirme çalışmalarımın arasında,sanki, özlemle andığın, eski günlerdeki gibi bir evden çıkış bile yalan artık sana dedi dış ses... Kadıköy'de Ülkü, Aylin, ve ben oturduk, akşama kadar muhabbet ettik, Duruş ta babasıyla vapura binip, Ahmet gezip (sultanahmet) yanımıza geldi, sarılıp öpüştük, sonuçta kıtalararası bir ayrılık girdi araya, kucaklaştık, döndük evimize.

4.güüüüün, günlükçüm, Ayşelerle buluştuk, yine Kadıköy'de, yine aynı yerde yemek yedik, sonra Ayşelere gittik, tabu oynamak için, saatlerce güldük, ki genelde bizde tabu oynarken bir çiftin kavga edip küsmesi adettendir, bu sefer, çok güldük sadece.
Denedik, bayramda küslük olmuyormuş gerçekten!



Annem, odanın rengini değiştirmiş, tv. ünitesinin arkasına da kağıt kaplatmış, bende kalan kağıtla atıl durumdaki klasik İkea aynanın ahşap bölümünü kapladım, bence hoş oldu. Ya da ben yaptığım için bana öyle geldi...


Bu gün bizim oğlanı görmeye gittik, 36. haftadayız, 3 kiloyu gördük maşallah. Mide yanması devam, dr.um çok net biçimde demir için iğne yazıyorum 5 tane deyince,
-ıııı ben bi de şurubunu mu denesem? dedim, bir de şurup olarak deneyelim şansımızı bakalım... Bu arada çok sert hareketleri var bazen canımı yakıyor, özellikle ayaklarını sağ böğrümde gezdirdiğinde...Ve bu gün ultrasonda gördüğümüz tamamen 'olmuş' bir bebek yüzüydü. Yanaklar dolmuş, gözünü açıp kapatıyor, ağzı balık gibi, inanamadık, çok net olarak gördük ki, bana benziyordu...

Devamını Oku »

Çocuk Eğitimindeki Hatalar...


Cuma akşamı Çocuk Eğitiminde 10 Temel Hata seminerine gittik Ferhatla. Konuşmacı, Yusuf Özkan Özburun'du. İki saatlik, çok akıcı ve sıkmayan bir seminer oldu, konuya, canımız,Montessorymizden giriş yapması beni ayrıca yakaladı, kendi yöntemlerimizle paralellikler görmek, bizi ayrıca sevindirdi. Unutmak istemediklerim, kısaca not aldıklarımıda paylaşmak istedim;

- En çok üstünde durduğu nokta, TUTARLILIK kavramıydı. Anne-babanın aynı dili konuşması, çocuk yanında birbirini eleştirmek yerine, ortak hareket etmesi, ve duruma göre değişik tavırlar sergilememesi, bizimde çok önemsediğimiz bir davranış şekli.
- Çocukla açık iletişime kapıları asla kapatmamak gerek, sert eleştiriler, agresif yaklaşımlar, iletişimi kesip araya mesafeler koyabiliyor.
- Anne,baba- Çocuklar şeklinde saflar, kamplar oluşmamalı, biz-onlar şeklinde ebebevynle çocuklar karşı kutuplar haline gelmemeli.
- Çocuğun özdisiplinini geliştirmek, çocuk için çok önemli.
- Davranışla örnek olmalıyız. Benim yine çok önemsediğim noktalardan biri. Benim ailem sigarayı bırakana kadar, evin içinde, bizim yanımızda sigara içti, ama konu bizim sigara kullanmamız olsaydı, mutlaka karşı tavır sergilerlerdi. Bunun yanında evde hep kitap, gazete okunurdu, artık ev dekorasyonunda tercih edilmiyor ama aslında eskiden bir çok evde olduğu gibi bizde de hatırı sayılır bir kütüphane köşesi vardı. Bu da olumlu örneklemeydi bizim için. Sonuç; Kız kardeşim çok fazla sigara tüketiyor, ben dönem dönem kullandım, ikimizde çok okuyoruz...

*******Okuma alışkanlığı konusunda, kişisel bir gözlemim, kızgınlığım var. Çoğunlukla okunmuyor, ya da tv.yle rekabet edebilecek düzeyde değil okumaya ayırılan saatler malum. Evde anne-baba eline kitap almıyorken, artık okumayı öğrenmiş ama alışkanlık oluşturmak için yaşı biraz ilerlemiş olan çocuğa, okulda ödev olarak verilen kitabı sık sık hatırlatıp,
-tv'u kapat, odana git, kitabını oku! dayatmasını, sabahları aralıklı olarak çalan cep telefonu alarmı gibi çalıştırmak, tatile giderken yanına aldırılan kitabı çocuk her bunalttığında, koz olarak kullanmak vs. beni irite ediyor. Yani kitap okumak, güzel vakit geçirtmez, bir çeşit cezadır, büyükler, tv seyrederken, çocuk cezasını çekmelidir, okumak ancak ödev olarak yapılır, kurtulunur vs. mesajlarını vermiyormu çocuğa? Neyse yeri ve zamanıydı ya da değildi ama içimdeydi bu tepki, yazdım rahatladım :)

- Daha çok değil, daha az satın almak, bizi daha çok mutlu eder!!!

******Çocuklar için de geçerli, bizim için de kuşkusuz. 'SİNİK' diye bir kelime kafama takılmıştı okuldayken, bi yerlerlerde okuyup merak edip araştırmıştım, anlamı, 'herşeyin fiyatını bilen, hiçbirşeyin değerini bilmeyen' idi. Sonra da kızdığım insanlara, bu tanıma yakın olanlara özellikle kullandığım lakap oldu, çoğunlukla da anlaşılmadığı için tehlike de arz etmiyordu. Çizgi film kanallarında dönen reklamlara bakıyorum, bu kadar çok oyuncağı satın alanlar, çocuklara sınırsız hediye sunanlar, sinikler ordularının temellerini atıyorlar sanki.

- Birden fazla çocuk, birden fazla şahsiyet demek, hepsine aynı yaklaşmak sonuç vermeyebilir. Yine kendi gözlemim, ikizler bile aynı ortamda büyüyorken, farklılar.

- EVDE EĞLENCEYİ İHMAL ETMEMEK. Benim için gecenin kazanımı bu cümle oldu. Farkında olarak uyguladığımız birşey değildi, yani önemi üzerinde oturup düşünmemeiştik ama aslında ne kadar önemli olduğunu bu cümleyi duyunca farkettim. Ev dışında ne kadar çok uyarıcı var aslında, evi cazip hale getirmek te her zaman olduğundan daha önemli belki artık. Akşamları eve zorunlu olduğu için dönen ebebevnler, çocuklar, dışarıdan daha çok zevk alan aile bireyleri olmamak için elimizden geleni yapalım, evimizi sevelim, onu koruyalım değilmi günlük?





Devamını Oku »

Hamile Kıyafeti Yapımı


Belki de çoğunluk biliyordur ama ben yeni öğrendim, mevcut kıyafetleri hamile giysisine dönüştürmeyi. Etek, pantalon, eşofman vs, bel- kemer bölümünü keserek çıkartıyoruz, giymediğimiz penyelerden birini de göğüs kısmından aşağısını kesiyoruz, ikiye katlayıp belini çıkardığımız kıyafete dikiyoruz. Penyenin esnek, likralı olması daha iyi sonuç veriyor. Bu etek 7-8 senedir dolabı bekliyordu, giymediklerimi atma huyumda gelişmediği için, bana baya malzeme çıktı dolaptan.

Artık sabahları dolabın karşısına geçip ne giyeceğimi düşünmekle vakit geçirmiyorum, mevcut birkaç seçenek arasında dönüşümlü olarak karar vermek durumundayım. Aslında, zamandan ve enerjimden büyük tasarrufa neden oluyor bu durum, şimdi farkediyorum ki, ben iki parçayı birbirine uydurmak, sonra uygun takı-toka ayakkabı- saç-baş ve hafif te olsa makyaj için her sabah yaklaşık yarım saatimi harcıyormuşum.

Bir taraftan bu rahatlığa fena halde alışmış durumdayım, bir taraftan da bir boşluk hissi de yok değil. En can sıkıcısı da özel bir gün için kıyafet ayarlama durumu. Günlük kıyafet bulmak bile yeterince zor hamileyken, çok az marka çalışıyor. Hafta sonu bir nikah vardı, uzun arayışlar sonunda gitmeme noktasındaydım, yanlarında olmak istememe rağmen. Bir çok alışveriş için interneti özellikle tercih ediyorum, kafamdaki marka- modelle ilgili yorumları okuyabildiğim için, fiyat karşılaştırması yapabildiğim için. Özellikle bebişler geldikten sonra evden çıkmadan çocuk ihtiyaçlarını karşılamak için çok faydalı buluyorum ama hamile giyim konusunda güvenemiyorum çünkü aylara göre değişiyor anatominiz ve kaç beden olduğuma karar bile veremiyorum. Denemeden alışveriş yapmak mümkün değil.

Cumartesi günü yakın avmlere baktım, Palladium'da GEBE mağazası var, ama bir büfe büyüklüğünde ve içerde kendi etrafınızda dönebilirsiniz ancak. C&A' nın hamile reyonu var ama o kadar zevksiz şeyler var ki, sanki hamileler başka bir gezegende yaşıyormuş gibi, son yılların çizgisinden bambaşka boyuttalar. Mothercare'den umutluydum ama hamile giyim yok, hatta kesin sabahlık-gecelik bulacağımı düşünüyordum, bunun için bile kolleksiyonlarının olmadığını söyleyip 'şunlar olabilir sizin için' deyip saçma sapan şeyler gösterdiler. LCW'de de var ama her mağazasında değil, sistemden bakıp en yakın da Optimim LCW de olduğunu söylediler. Zara'da pek olumlu cevap beklemeden sordum ama evet var! dediklerinde yine umutla doldu içim, düştüm hanımkızımızın peşine ama beni yarım metre genişliğinde bir bölüme götürdü, iki gömlek- üç çirkin pantolon dan oluşan geniş kolyeksiyonu gördüğümde yüzüm düştü, kızceyiz de 'her kes aynı tepkiyi veriyor' dedi bir de üstüne gülerek. Anlayamazsın sen beni şu an bambaşka hormonlar yönetiyor ikimizi...Bu kızın gevrek gevrek sırıtışı yüzünden gidip 36 beden bi palto aldım kendime. Şu an hoş durmuyo belki ama zaten ben eski bedenime hemen dönmüş olucam, bu kışta hep dışarda(!) vakit geçireceğim için o kadar da saçmamalamış sayılmam bence!

Ertesi gün ferhat'la Optimim LCW ye de bakalım dedik, en geniş reyon LCWdeydi, düşündüğüme yakın bir elbise bulabildim, fiyatlar diğer mağzalardakinin yarısı civarındaydı, nikaha da saatler kala keyfim yerine geldi, gidip maşa yaptırdım, gece de çok keyifliydii...

Bütün bunlar belki sağlıklı ve normal düşünen bir insan için beyhude kaygılar ama kendini mutasyona uğramış hisseden, aynaya baktığında bunun ispatını gören hamişler beni anlıyordur eminim. Belki de erkekler yaşasaydı bu değişimleri, çok daha az etkilenirlerdi, malum estetik kaygılarının eşiğini göbeklerine bakıp anlamak çok zor değil, biz takıyoruz işte. Geçici bir dönem biliyorum, kendime hatırlatıyorum da ama...

Devamını Oku »

GB'yim


Enerjimi toplayıp Duruşa bayramlık bakmaya çıkmak istiyorum, ama yaz yaz hiç te kafamda bişey yok, sanki bayramlık dediğin kışın alınır, mus çorap alınırrrr, kadife elbise alınırrrr, içine badi, dışına hırka fln, yani yazlık elbise mi sadece bu bayram?

Minik zigotla 6. ayımızdayız, göbüş yüzünden ayaklarımı göremiyorum adeta. Duruşta bu kadar büyük değildi karnım. Arada bir çıkarıp yan koltuğa bırakmak istiyorum bu kocaman topu, ya da bi taşıyıcı anne fln olsa arada sırada o taşısa dimi ama :) Bir de çok hareketli, ben Durunun bir ufacık kımıldanışı için uzun uzun beklerdim, çok nazlıydı balım ama bu zigotta durmak bilmiyor, gece bile uyuyamıyorum hareketliliği yüzünden. Abartmıyorum günlük, inan bana. Yoksa bu durum önümüzdeki güzel yılların habercisimi, doğduktan sonrada hep peşinden mi koşturucak bu çocuk beni? Errrrrkekkk çocuk böy le bi şey mi yok saaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!! Haaayyyııırrrr!!!!
Bu ay doppler istedi dr.um, bende risk grubunda değilsem istemiyorum dedim, sen bilirsin dedi, zaten her gittiğimde ultrasona da girmek istemiyorum, uzun uzun seyrettiriyor tabi, hoşuma gittiğini düşünüyor, normal olarak, ama ben nedense sevemedim sevemiyorum, midemdeki bulantı kırıntıları faaliyete geçiyor, çözemediğim bir durum ama üstünde durmuyorum.
-Folik asit bittimi dedi dr.cum,
-başlamadı, dedim,
-multivitamin?
-maalesef.
-demir? midemi yakıyor kullanamadım dedim, bağırsakta çözüleni varmış, onu yazdı, iki gün kullandım, sevindim, yapabileceğim galiba diye düşündüm, ama üçün gün, kahfaltımı yapıp ayağa kaktığımda midemdeki ejder bir itfaiye hortumu şiddetiyle faaliyete geçti, zar zor içtiğim sütler de tam anlamıyla burnumdan geldi. Kusma işlerinde kapanışı muhteşem bir şekilde yaptıktan sonra, hemen ortalardan kalktı bütün vitamin mineral. Ama dr.civanımın da pes etmeye niyeti yok, çetincuvez, demir iğnesi verebilirmiş, değerlerime baktıktan sonra... Acaba çocuumun adını Demir mi koysam, ordan kapatsın artık açığı doğduktan sonra :)
Bunların dışında herhangi bir iletişimimiz yok drcumla, muhtemelen beni tanımıyor bile her ay gittiğimde :) Hiç soru sormayan, ilgisiz bir anne adayıyım işte. Bazen evde doğuranlara özeniyorum, hiç dr. a gitmeyenler ya da ilklerde, o da sadece doğumda dr. la karşılaşıp, sonrakileri evde doğuranlar var... Demir ihtiyacı hasıl olduğunda kül, patates kabuğu, toprak yiyenler var... Yüksek rakımlı karadeniz sırtlarında, sabah tarlaya gebe gidip, akşam tarla işlerini bitirmiş, çocuğunu doğurmuş, emzirmiş, sırtına bağlamış evine dönmüşler var... O kadar babayiğit değilim, ağrı eşiği diye de bişey var günlük, şarkısıda var, duymuşsundur, ama hastane ve dr, görmek istemiyorum, yine de allah düşürmesi, ve de eksikliğini göstermesin diyerek, üstüme düşen şükür-teşekkür bölümünü de ekliyorum...

Devamını Oku »

Büyüdümmü ben?


Anneanne-anne-teyze üçgeninde kendine bir alan oluşturmaya çalışıyor, hepimizden kaptığı bir eda, bir tavır var, sanki bu yaz daha hızlı büyüyor... Belkide biz, daha küçük boyu gelmeden daha, ablalık makamına konumlandırdık bile... Bundan sonra da muhtemelen sıkça 'o küçük ablası' lafını duyacak, bizden, başkalarından...

Devamını Oku »

yaaa işte böyle günlük...

yılsonu 212
Annemle Halime teyze kendilerini 3. kankalarının kızının düğününe götürtmek için beni kurban seçtiler. Annem gece trafiğe çıkmaya cesaret edemedi. Ana kız saçlarımızı da kestirdik, hafifledik, ne rahatmış... Duru tararken ağlamıyor, saçları dolaşmıyor, ben sıcakta o aslan yelesini taşımıyorum... Duruşun buklelerini aldım, saklıyorum.
yılsonu 260
Bulantılarım bitti, ağzımdaki pas tadı da nihayet bulmak üzere. 49'a düşmüştüm ama toparladım kendimi bir- iki kilo aldım ya da almadım emin değilim, değişiyor her tartıda, ama sanırım hızla kilo alma dönemine giriyorum, kendimide medyaya kapatıyorum bu da son fotoğrafım olur herhalde pampişlerim :)))))))
5. ayımdayım, 2 numara erkekmiş, üç çocuğu daha büyütebilecek kapasitedeki elbise stoğumuz ölü yatırıma dönüştü, dağıtıyorum hamişlere. Erkek çocuk fikrine alıştım sayılır, özellikle göbüşümün içinde başlayan kıpırdanmaların buna direkt bir etkisi oldu, geçen hafta avuç içime ilk uçan tekmeyi savurarak merhaba demesi bir neşe kaynağı oldu bana, hünkarımız, 'şehzade geliyor' haberiyle bahtiyar, üçlü testimiz sorunsuz , mutluyuz, özellikle bulantı faslının bitmesiyle açılan gözlerim hayata olumlu bakmaya başladı...
yılsonu 228
Haziran çiçekleri part 2. geçen sene kaçırdık, zaten kısa bir süre kalıyor çiçekler, herkes bir tarafa gitmişti, bu sene de vişneler dallarda bekliyor, gidip toplayamıyoruz... Duruş 10 gündür anneannesiyle Amasya'da. Benim anneannememdeler. Duruş çok mesut, bahçede oynuyor, meyve topluyor, yanakları kolları kararmış, Asya yı da bırakmışlar, arkadaş ta olunca yanında, bizimle tel.da konuşmaktan bile sıkılıyor, özet geçip bahçeye kaçıyor. Ağır geçirdiğimiz hastalığımızı atlattık, orda daha da iştahlıymış, rüyamda çok tombiş bir kız olarak geldiğini gördüm , bastırılmış özlemler :) Dönünce yaz okuluna başlıyacak minnoşum. Çok özledikkkkkkk!!
yılsonu 218
Haziranda bloğumuzda 2. senemiz dolmuş, 3 ten gün almışız, bunu da atlamışız, zaten ben özel günleri hatırlamak konusunda başarılı değilim, evlilik yıldönümümü de aylar sonra hatırlarım, sen üstüne alınma günlükçüm :)
yılsonu 007
DuruşDuruş yılsonu gösterisinde, hasta dönemindeydi, nazlıydı, yarısına iştirak etti, yarısına çıkmadı. Bu kadarıda çok güzeldi... Sırma saçları kesilmeden önce :)
yılsonu 039
yılsonu 028

Devamını Oku »

bi kötü bi iyi...


Cuma günü prensesimin okulundan aradılar, (zaten okulun numarasını telefonda ne zaman görsem 'kötü birşey oldu' hissiyatı kaplıyor her yanımı) Duruş suratını kapıya çarpmış, yani anladığımız kadarıyla koşarak kapının köşesine dalmış. Alnında şiş bir morluk, dudağı yarılmış, yüzünde boydan boya bir çizik. Dr. a gittik hemen, çene filmi çekildi, kötü bişeyimiz yokmuş, iki dişimiz daha geliyormuş. Dr. gözünün ve burnunun morarabileceğini söyledi ama Duru çabuk toparladı çok hafif bir morluğu var, o da hızla iyileşiyor. Yine de yüzüne baktığımda üzülüyorum, ne kadar çocukluğumdaki vukuatlarımı, hep kabuklu, kanamış dizlerimi hatırlasamda...

Bulantılarım önemli ölçüde azaldı. Kendimi lama gibi hissettiren aşırı tükürük salgısı normale döndü, sadece sürekli bulantı hissi yüzünden şekerlere bağımlı bir hayat tarzını benimsedim, kahfeli misbonsuz yaşayamaz hale geldim. Bu illetten de kurtulduğum zaman tamamen normale döneceğim herhalde.

Devamını Oku »