ÖzelBirGün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖzelBirGün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Vialand


Merhabalaar günlükçüm... Gözünün bebeğinde sitem göremiyorum, öğrendin sen bu işi... Günlükçüm bilirsin pek gezdim, tozdum, yedim, içtim yazısı döşemek adetim değildir lakin  Vialand çok merak ediliyor sanıyorum, çok soran oldu, kısaca anlatmak istedim.




Hoşumuza gidenleri yazıyorum önden, 
Avm'si çok güzel, mimari olarak yani. Açık alanda alışveriş için yaz aylarında güzel olur herhalde, ben deneme yapamadım, vakit kalmadı :) Bildiğim bütün markalar var, çok büyük, hatırı sayılır bir Arap popülasyonu var, arabialand olaymış, gideri de olurmuş yani.


Kaçışı olmayan bir ebebeyn ikilemidir vardır, blogcum, bilirsin, 
-çocuksuz gidelim de bi kafamız rahat etsin ---- mi?
-ama çocuklar da gelsin onlar da eğlensin  ----   mi?

Biz çocuklarla gittik, Duruş için herşey çok keyifliydi. En çok oyuncağa o pindi. Ufaklıklar, çocuk bölümünde bir kaç saat eğlendiler ama günleri, bizimle sıra beklemekle geçti gariplerin üstelik te büyüklerin oyuncaklarına tabiki binemediler. Yine de huysuzlanmadılar hiç, gayet iyi idare ettiler. 






Girişte büyük trenin hala yapım aşamasında olduğunu görmek hayal kırıklığı oldu benim için, gidiş sebebimdi çünkü, bir de Fatih'in Rüyası adında büyük bir alan var, surların içinde o da kapalıydı, gitmek için tamamlanması beklenirse daha mantıklı olur diye düşünüyorum. Ekime açılıyormuş tamamı.  Diğer oyuncaklar da çok iyiydi, hatta aklımda kalan ,binemediğim bir sürü şey var, içerde 12'den 10'a kadar kalmamıza rağmen. 


İçerisi ne çok doluydu ne de tenha ama yine de çok uzun kuyruklarda vakit kaybettik, ortalama 30-45dk. bekleme süresi bir çoğunda ve çok kısa sürüyor hepsi.  Bir kandırılmışlık hissi de uyanmıyor değil.

Çok hoş bir atlıkarınca var, dönüşte bir baktık hepimiz atların üstündeyiz, iki tur da ona pindik ve yemek üstüne tatlı faslını da kapatıp, parkı da kapatıp öyle ayrılabildik mekandan....







Bir de hiç hoşuma gitmeyen şeyler var, 
Yeşil alan yok bu tema parkta, çimlere yayılalım bir ayaklarımızı uzatalım, desen yok, bir ağaç gölgesine konuşlanalım desen, o hiç yok. Sadece yemek yenebilecek yerler serpiştirilmiş, dinlenmek için de buralara mecbursunuz. Giriş ücreti 55 -44 tl, içerde bütün oyuncaklar ücretsiz. Bana biraz 'fakirgelmesinlend' şeklinde hissettirdi... 
 Bu arada genele yayılan ,rahatsız edici de bir lağım kokusu var,
 bu profile de tezat oluşturuyor...


Bir bölümde çocuk bakım ünitesi bulabildim, o da dönüşte, özellikle büyüklere göre olan bölüme iniş çıkış pusetlerle felaket zor, uzun merdivenler var çünkü, aşağıda, ne emzirmek için ne alt değiştirmek için uygun bir yer bulmadım,' bebeklegelmeynlend' mi olsaymış adı acaba dedim, mecburen kavanoz mama aradım, onuda bulamadım, pek çocuk dostu  gelmedi bana, ona göre hazırlıklı gidin derim anneler...


Olumsuz yanları faza gibi olmuş tekrar okuduğumda, ama çok güzel bir gün geçirdik biz, 'neticede biz Türküz, uzun kuyruklar, kötü kokular ve diğer olumsuzluklara alışkınız, bizi yavaşlatamaz, eğleniriz' der Dadaloğlan ve yeni keşiflere doğru yola çıkar...

Öpüyorum seni blogcum...Kib.



Devamını Oku »

Babalar gibi...

Babalar günü hediyesi olarak hazırlamıştık bu kupayı ama duruş eve gelirken kutuyu düşürdü kupa kutudan slovmoşın çıktııı yuvarlandııı tıkısss diye parçalandı. Duruş sakinliğini bozmadan "yapıştırırıZ" diye çözümü yapıştırdı, parçaları topladık,birleştirdik. Tabi kırılan kalp gibi, parçalanan kupa da eskisi gibi olamazdı ama buğulu bir gözle bakıp,bir de üstüne "sıcak bişey içme babacım" diye espri yapan bir cocuğa kim kızabilir ki...
Bu kız espri anlayışını annesinden almış😀

Devamını Oku »

Mevsimi geldi,başladık kutlamaya...

Tatlı Durum 5'i devirdi, okulda arkadaşlarıyla kutladık. Akşam da evde toplandık. Geleneksel kutlamamızı yaptık. Hiç bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum, bacaklarımı sürükleyerek bitirdim günü. İki hafta sonra Demirciğimizin bebeklikten çocuk olmaya terfi edişini kutladık. İlk yaş günümüz vardı ama bende de hiç enerji yoktu. Evde olmak ta istemedim. Aslında bir tek ben istemedim. 

Babamız 
-pastamızı alır evde rahat rahat yeriz içeriz! dedi. Annem hemen destekledi,
-ben bi ıspanaklı börek yaparım! diye başladı, ki devamını biliyorum ben, börekle başlar, 12 çeşide kadar çıkar, ben de kendimi mutfakta bulurum devamında.  
- Size afiyet olsun, ben gelmiyorum! dedim, resti çektim bende... Sonraaa, akşam dışarda buluştuk hepimiz heheeee :)
Duruşun yaş günleri için hep fazlaca stres yapıp, çokça iş çıkardım kendime, ilk heves ya... Son yıllarda da en az ikişer kere kutladık. Ama fotoğraflara bakıyorum, çok az yanyana gelebilmişiz, onlarda da yüzümde yorgun bir ifade var. Hatta bu sene mum üflerken bile doğru dürüst fotoğraf çekememişiz koşturmaktan. Bu sefer  sakin bir törencik yapmak ve oturup pastamı yemek istedim, ''oy tombulum tombulum ablana çifte doğumgünü yaptım yorgunum'' dedim, Oğluşum da anladı beni, güldü yine :) Akşam da çok mutlu bir hali vardı, garsonların kucağından inmedi. 

Wallahi güzelmiş,bundan sonra böyle, yemeğe çıkalım, pastaneye gidelim, dönelim derlitoplu tertemiz evimize...İyi böyle. 
Garib anam, yağuşuklum, datlum...



Not: sana yazacağım ve seni yeneceğim günlükçüğüm demiştim dimi!!!

Devamını Oku »

Hepimizin bayramı...

Dün akşam caddede coşkulu ve neşeli  kalabalıklar vardı, kırmızı bir insan seli aktı, çocuklar bayrak sallayarak dolaştılar, zorlama değil, içinden geldiği için şevkle yürüdü insanlar... Gider yapmak istemiyorum, büyüsü bozulmasın, hepimizin bayramı, Cumhuriyet bayramımız... 

Zorunlu bir değişime uğradı sırma saçlarımız...Sabahın 7'sinde  hiç çekilmiyordu o sırmalar wallahi günlükçüm.  Anneannesiyle kestirip fönletip süpriz yaptılar bana, bayıldım bende...

Kurban bayramımızı da kutladık, etimizi yedik kutsadık, kavurmamızı depoladık, üç mum yaktık, seyrine baktık günlükçüm... Daha yazardım ama canım istemiyo şimdi... uğrarım gene... kendine ii dawranıosun taammııı!!!

Devamını Oku »

Günlük değil,aylık...


Günlükçüm,görüşmeyeli nelerrr neler oldu, bilsen...Walla çok dedikodu birikti. Kaynatırız bi ara. Bizim çocuklaaarr işte büyüyolar ...Demirin alt iki dişi çıktı, emekliyor tutunarak geziyor. Duruş anaokuluna başladı. İki yıl kreşten sonra bayaa baya okul gibi geldi bize. Tabi ilk gün çok ağladı, tepindi hatta ama çok sürmedi, şimdi de çok seviyor. Özellikle de öğlene kadar olmasından memnun. Öğretmenini de sevdi ama eeen çok ta saçlarını sevdi, biz de saç değil peruk olduğunu söyleyemedik :(

Okulda mutlu ama evde bir süredir keyifsiz, tatsız ve huysuzzzzz!!! Duruyu biliyosun... Tam tersini hayal et. Sabırları zorlayan , kendini de hane halkını da yıpratan halve tavırlar içinde bir süredir...Eski tatlı Duruşumu özledim bennnn...

Ders çalışıyormuş ya da kopya hazırlıyormuşcasına ciddi takılan Duruş, aslında sadece masasını karalıyor ama altta gürbüz çok mutlu. Sonuçta neden mutlu olmasın ki, hayat çok acayip.. kuşlar falan...



Emelciimin çabalarıyla Tarkan konserine gittik bi aralar. Eğer şimdiye kadar izlediklerimiz konser idiyse peki ya bu neydi o vakit? diye düşünmeden edemedim doğrusu. Ateşidir, suyudur, dansıdır showudur, her şey çok güzeldi, çok eğlendirdi ve eğlendi, merdivenler dahil tıklım tıklım doluydu Harbiye. Sonuna kadar ayaktaydık, ben bir ara sıranın üstünde zıplıyordum ki, arkadaki teyze (evet evet baya bi teyzeydi) sırtıma pıtpıt yaptı, göremiyormuş, bence sende zıplamalıydın teyzecimmmm :) Seneye de gidiyoruz dimi ekippp???


Mehmet'le Gülay'ın nişanına gittik. Zonguldak'a. Aynı gün içinde gidip döndük. Çok zor olur çocuklarla sanmıştım ama akrabalarla ve tanıdıklarla dolu bir ortamda gürbüz kucaktan kucağa gezdi, Duruş Ahmetle, Betülle bahçede oynadı, çok zorlamadılar bizi. Zonguldak ta çok güzeldi, nişanlılar da..
Mutluluklaaaar...





Devamını Oku »

Son Kararım...

Yaz sıkkınlığı mı, üç senenin bıkkınlığı mı bilmiyorum ama benim pek yazasım gelmiyor bu ara. Koskoca ayı iki postla geçiştirenler var aramızda. Bu sene yine yıl dönümümüzü unutmuşum günlükçüm, üç senedir beraberiz senle, ki, 6 senedir de kocamla beraberiz ama hiç evlilik yıl dönümümüzü hatırlayamadım şimdiye kadar, üstüne alınma yani...

Bir de hava sıcak, dışarılara dışarılara atıyoruz kendimizi, tebdili mekanda var olduğu iddia edilen ferahlığın hayaliyle, mecazi aşka inandık güneşli havalarda...
Duruş'un da anneanneyle Amasya zamanı geldi çattı. Valizlerimizi hazırladık, (iki valiz doldurmuş olması üzerine çok düşünmek istemiyorum) hediyelerimizi hazırladık, boya kalemlerini hazırladık, mp3 çalarını, gerekmemesi ümidiyle ateş düşürücü şurubunu, takısını tokasını, bikinisini, pekmez karışımına kadar yerleştirdik valizine. Öğlende sevdiği poğaçayı yaptık, yolluk kabilinden, seyahat yastığını da koyduk yan çantasına. Anneanne istanbuldan bindi gece 22.00 de, bizde burdaki otogara gittik, yolcumuzu uğurlamak için. Çok neşeliydik, şakalar, gülüşmeler...Otobüs otogara girince Duruşla koştuk anneannenin yanına Duruşu yerleştirmek için...Sonra birden Duruş ağlamaya başladı, hatta bağırarak ağlamaya başladı, bana yapışıp, 'gitmiycemmmm seninle kalmak istiyorummm' diye bağırdıkça, çocuk kaçırıyormuşuz gibi bir manzara oluştu. Annemse elinde Duruşa aldığı balon tabancasını sallayarak ikna etme çabasındaydı umutsuzca...Daha fazla rezil olmamak ve çocuğuda ağlatmamak adına yerine yerleşmiş bavulları tekrar çıkarttırıp apar topar döndük evimize... Anneanne mahzun, tek başına gitti bu sene...Biz de ertesi gün, vedalaştığımız okulumuza...


 Aslında gün içinde çok fazla işaret gelmişti Duruştan. Herhalde beş kere falan yanıma gelip, mır mır sesiyle,
'aslında senin yanında kalmak istiyorum, ama anneannemle de gitmek istiyorum' dedi, bende ısrarcı olmamak için, 'sen bilirsin, akşama kadar düşün kararını ver' dedim, ama içinde çözemedi demek ki hayatının bu ilk büyük ikilemini :) Bir de tabi bu sene Demirin oluşu çeldi aklını sanıyorum...

Bununla birlikte başka bir durum; yaz okuluna başladılar, -geçen sene de yaz okuluna gitmek istememişti- bu sene bayılıyor, öğretmenlerinden de çok başarılı yüzdüğü haberleri geliyor... Tercihleri değişiyor, bu normal ama biraz hızlı değişiyor sanki, ne dersin günlükçüm?

Devamını Oku »