KOMŞU KOMŞU HUUUU!!! AÇ KAPIYIIII!!!


Demir kucağımda camdan dışarı bakıyoruz. Kar bazen artıyor, sonra duruyor.
Tombiş komşu teyzeler, çiçekli etekleri, patik üstüne giydikleri terlikleri, üstlerinde buz gibi havaya rağmen örgü yelekleri, bir bloktan ötekine giriyorlar. Ellerinde bez çantalar, içlerinde de muhtemelen el işi ekipmanları var. Çeyiz mi yapılıyor, lif mi örülüyor, yedek yelek mi, bilmiyorum.
Yine kuvvetle muhtemel, habersiz, ‘çat kapı’ başka bir komşu teyzeye gidiliyor. O evde yoksa da başka daireye artık, üretim devam etmeli!

Ev işleri çabucak bitmiş, akşam yemeği ayarlanmış. Belki dünki biber dolmasının yanına makarna pişecek. Akşam da yapılabilir, rahatız. Gidilen istikamette de, günlük rutinler çoktan tamamlanmış, ev derli toplu, ‘çat kapı komşu’ için ortam hazırlanmış. Endişeye gerek yok, her şey yerli yerinde.
Belki aynı konular tekrara düşecek, belki yeni gelişmeler var. Türk kahfesi mi? Sanmıyorum. Bence çay içerler bu saatte. Uzun sohbetlere çay demlenir. Patates salatası mı? Kısır mı? Ya da sadece galeta. Tv. açık olmalı, ‘ka dın’ programları göz ucuyla izlenmeli. Konulara hakim, gelişmelerin takipçiisiyiz!

-Ben Esra’ya bakıyorum, Handeyi sevmiyorum!
-Bu akşam hangi film vardı? (dizidir bahsedilen)
-Bakim senin motife, çok güzelmiş, eline sağlık, örneğini alıimde bende öriyim fiskosun üstüne. (Hala varmı o gereksiz sehpalar? Kim koymuşki bu çirkin adı? Bu seksenler bütün dünya milletlerini kepaze etmişmidir acaba?)

Çayın orta yerinde yine kapı çalar, diğer daireden gelen olur, kapıdaki fazladan terlikler, dikkatli komşuların gözünden kaçmamıştır.

Akşam üstü ‘ ben kalkıyım’ demeye başlar misafir, ama ağırdan alınırkalkış eylemi, kuleden izin gelmeden kalkmak olmaz! El bez çantaya bir uzanır, bir bırakılır usulca koltuğun kenarına.
Ev sahibine de;
-Oturun daha erken! Demek düşer.
Gelen cevap;
-‘Kalkıyım, oğlan okuldan gelicek, açtır’ ya da
-‘ Pirinç ıslamıştım, pilav yapıyım kız gelmeden’
olur herhalde…

Yavaş ama oldukça yavaş ev boşalır, davet diğer komşuya geçer, sanıyorum ki yazılı olmayan bir kuraldır, komşuculuk teamüllerindendir ‘sıra’yı takip etmek.

Akşam oluyor. . Yazlık terlikleriyle bloktan bloğa bir akış başladı. Komşu teyzeler için eve dönüş vaktidir. Bu saatlerde biraz yoğun oluyor asansörler, trafiğe kalmamak lazım.


Benim kapımı çat kapı misafirler çalmıyor. Ben kimseye habersiz gitmedim ki, kim gelsin bana. Hiç o kusursuz ev görünümünü oluşturamadım ki, içim rahat komşuculuk oynayayım. O kadar titiz, temiz, derli toplu ki benden gayrısı, hep içimde bir ‘ayıplanma’ korkusu.

Bir müddet ben de komşuculuk oynadım kendi yaşıtlarımla, ‘denedim’ daha doğrusu. Yine de hiç ‘alo’ demeden gitmedim kimseye. Benim gibi herkes korkuyordur, ev halinbi sergilemekten gibi geldi hep. Rahatsızlık vermekten korktum. Müsait olduğunu duyduğum halde, bu sefer de ‘’telefonda, ‘hayır’ diyememiştir de aslında pek ağırlamak istemiyordur kimseyi’’ endişesi bırakmadı yakamı. Herhalde ben de gerildim, karşımdakini de gerdim…Açmadı beni…Sıkıldım hep, yerime oturdum ve kalkıp evime dönmek istedim. Kültür-sanat muhabbeti beklemiyordum tabiki ama bu kadar klişeyi de bünyem kaldırmıyordu. Yürütemedim.

Şimdi de bakma günlük, eğlenir gibi durduğuma, komşu teyzelerle. Hayranım geliştirdikleri bu teklifsiz iletişime aslında. Onlar mutlu kendi ortamlanda ki, aslolan da bu. Bu kadar rahat görüşebiliyormuyuz biz, telefonla aramadan, face’den mesajlaşmadan, buluşmaları erteleyip erteleyip, beceremeyince ucu açık ‘ görüşelim mutlaka’ lara hapsedip köreltmiyormuyuz ilişkilerimizi? Bilemiyorum…

*** görsel benim çok yaşlanmış halim...







24 yorum:

  • banyosuyu diyor:
    25 Ocak 2012 05:00

    Ne de güzel anlatmışsınız.
    Cidden aklım çıkıyor, olmaz ama biri çatkapı gelecek diye. resmen sinir yapıyorum gelen olursada.pişman oluyor ama elimde değil.
    sanki gardımı düşürmüşüm, beni çırılçıplak yakalamışlar gibi hissediyorum.ev yeterince temiz, buzdolabı yeterince dolu değilmiş gibi geliyor.
    ya eskiler çok düzenli biz tembeliz ya da onlar çok vurdumduymaz, biz aşırı hassasız.

  • Deli Anne diyor:
    25 Ocak 2012 05:26

    Ah aysun'um şiir gibi anlatmışsın, içime çekerek okudum ama bir o kadar da hüzünlendim.. Fıtrat meselesi, olmayınca olmuyor işte.. zorlasak daha beter oluruz ben öyleyim en azından..

  • Deli Anne diyor:
    25 Ocak 2012 05:26

    bu arada header çok güzel olmuş, becerikli arkadaşım benim:)

  • isoon diyor:
    25 Ocak 2012 05:46

    banyosuyu, yanlız değilim demek :) var bir eksiklik ama bulsam...

    mümine, aynen, fıtrat bu.. bu kadarım yani... beceriklide de bir ironimi var acaba :)))

  • yaruze... diyor:
    25 Ocak 2012 05:51

    ayhhh nasıl özendim nasıl özendim.Komşuculuk oynayasım geldi vallahi Aysunum...

  • GüzelDuruGünler diyor:
    25 Ocak 2012 05:59

    Çok güzel yazmışsın,ne güzel anlatmışsın komşu teyzeleri:)..Biz mi fazla ince düşünüyoruz onlar mı fazla rahat bilemedim.. rahatlıkla inceliği birarada harmanlayabilmeli belki...Komşuculuk ii güzelde yinede haberleşilip,anlaşılıp olduğu vakit daha güzel sanki:)

  • isoon diyor:
    25 Ocak 2012 06:00

    gönülcüm üç çocukla sen onuda becerirsin eminm bundan :) nerdesin sen hem?

  • isoon diyor:
    25 Ocak 2012 06:08

    GüzelDuruGünler, aynen,katılıyorum...

  • Düşlerimden İnciler diyor:
    25 Ocak 2012 06:52

    Nasıl canım çekti anlatamam.keşke komşum olsaydı ,bu gazla çat kapı giderdim :(
    Ama n esite de oturuyorum ne d eoturduğum sokakta doğru düzgün apartman var .Topu topu dört binayız dördüde aile apartmanı :((((((((((((((
    Ama hem o komşulardan hem onların hanım günlerinden hemde samimiyetlerinden istiyorum...
    İstemekle olur mu acaba ?

  • isoon diyor:
    25 Ocak 2012 07:16

    çok istersen her şey olur :)

  • Elif diyor:
    25 Ocak 2012 08:05

    ne güzel anlatmışsın :)

  • Ben Kızımın Delisiyim diyor:
    25 Ocak 2012 09:29

    Aynen bende kimseye habersiz gitmem ve kimse habersiz gelsin de istemem. Evime kimse gelmesin diye degil ama hazırlıklı olunca muhabbetlı dostları agırlamayı severım yalnız benim ev günlük rutinde hep karışık ve toplanmaya muhtaç vazıyettedır biraz rahatım bu konuda;) Yazı çok güzel olmuş okumak çok zevkliydi.

  • Filiz diyor:
    25 Ocak 2012 12:35

    keyifle okudum yazınızı..eskilerde kaldı bu çatkapı olayı sanırım..bana da çok ters bir mevzu..hele de çocuklu olunca..

  • caferengigül diyor:
    25 Ocak 2012 14:28

    Haber vermeden gitmek...hiç bana göre olmadı.Ama dost bir yüzle bir fincan çayı yudumlayıp, sohbet etmek gibiside yok...Sevgiler.
    Not:Demir' üstteki fotoğrafına bayıldım.Tüm güzel şeyler onunla olsun ve tabiki ablasıyla birlikte.

  • Ahu diyor:
    25 Ocak 2012 16:02

    Çok haklısın. Komşuluk ilişkisini yürütmek ciddi anlamda organize bir çalışma gerektiriyor. Sabah erken kalkmak, ona göre günü planlamak... Uğraşmak lazım :)

  • Bahar ve kızısı Yağmur diyor:
    26 Ocak 2012 03:53

    o çok yaşlanmış halinde sana gelebilir miyim? ;)
    ah böyle evler komşuculuk var mı? çok özendim şimdi çat kapı birine gitmeye bir kahve içip dönmeye. komşuculuk biz büyürken bitti sanıyordum.

  • Hülya diyor:
    26 Ocak 2012 06:27

    Bir dönem çok değişik komşularla yaşadım.ben hiç kimseye çat kapı gitmedim. gelenide kırmamak adına hayır diyememiştim. ama şimdilerde herkesle mesafeliyim. aslında çok değişik komşu hikayelerim var kesin bir kaç post çıkar..

  • bahriye-krm diyor:
    26 Ocak 2012 07:54

    Aysun'cum şu cümlen ''Benim kapımı çat kapı misafirler çalmıyor. Ben kimseye habersiz gitmedim ki, kim gelsin bana.'' ne kadar hoşuma gitti...
    gideceğimiz yer en yakınımız da olsa mutlaka bir alo der olduk...zaman bizi bu hale getirdi diyeceğim ama bu teyzeler bu tezimi çürütecek :)))

  • isoon diyor:
    26 Ocak 2012 09:32

    elifçim beğenmene sevindim, sevgiler...

    Ben Kızımın Delisiyim, teşekkür ederim, bende o kadar titiz insanla yarışmak üstümde baskı oluşturduğu için kendimi rahat hissedemiyorum galiba.

    Filiz, doğru söylüyosun ama ben çocuksuzken de farklı değildim :(

    caferengigül, çoookk ama çokkk teşekkürler, sevgiler...

  • isoon diyor:
    26 Ocak 2012 09:35

    ahucum, işte aradığım tabir buydu, organize işler bunlar çok haklısın...

    baharcım hayır bitmedi, bu yazdıklarım aynen devam buralarda, bizim kuşakta daha zayıf tabi, bizde bloglara çat kapı artık...

    hülya, bekliyoruz o zaman...

    bahriyecim insan hem korkuyor ani misafirden, hem özeniyor, bu da bizim ikilemimiz işte...

  • İkiz Annesi diyor:
    27 Ocak 2012 02:06

    Misafiri çok severim annemin komşularıyla tam da bu yazdığın türden bir ilişkisi var ben buraya taşındığımda büyük bocalama yaşamıştım kimse kimseye alo demeden gitmiyor evlenip geldiğim yıl uzun bir zaman kapımı çalan olmamıştı fena bir durum:(

  • sevda s. diyor:
    28 Ocak 2012 11:06

    Üff ben de hiç habersiz gelen misafire hazır olmam, hep hazırlıksız yakalanırım. Erkenden işini gücünü bitirip giyinen, misafire hazır olan kadınlara bayılıyorum ama hiç öyle olamıycam ben sanırım :(

  • Oglak Kizlari diyor:
    29 Ocak 2012 11:05

    Çok güzel bir anlatım.
    Katılıyorum, onlar mutlu ama biz de mutlu. Habersiz misafir olmasın ben de gitmeyeyim. İstersem evim akşama değin dağınık kalsın.

    Gorsel bana da uyar.
    Tek cocuklu anne Çiğdem

  • didem diyor:
    3 Şubat 2012 09:52

    Yok komusuculuk olayi bana gore de degil. Butun gun kapi kapi gezmece...Hele kapida belirmece. Hic almayalim biz onu:)))

Yorum Gönder

Datttlu Yorumlar