Krizantem Ayı


Bankada çalışıyorken adres bilgisini istediğim orta yaş üstü bir bey, biraz da ukala bir tavırla;
-falan mahalle, krizantem sokak, fişmekan apt... şeklinde adresini verdikten sonra,
-biliyormusunuz krizantemin ne olduğunu? dedi.
-çiçekmi? dedim,
-evet, kasımpatı diye ekledi. Ben soruyu kısmen de olsa bilmenin haklı gururu içinde, beyefendi, bişeyler ekleyebilmiş olmaktan dolayı mutlu, devam ettik işleme.

Aslında antipati duymadım, dağarcığıma eklenen her kelime, Türkçe ya da başka bir dilde, bir küçük süpriz yumurta gibi sevindirir beni. Üstelik daha önce sadece duyduğum, tam anlamını aslında bilmediğimi gördüğüm, bu hoş sözcük, süpriz yumurtadan çıkan tek taş gibiydi... Kasımpatı da çok güzel bir kelime, çiçek olarak ta çok severim, bütün sene durup kasımı beklerler açmak için. Çocukluğumdan beri hep
ya bizim bahçemizde ya da komşularımızda vardı ve 10 kasım törenleri için annem mutlaka hoş, renkli bir demet hazırlayıp verirdi elime, okula giderken. Böyle yapan anne de çoktu, bilmiyorum hala öylemi, Atatürk büstünün çevresi Kasımpatı demetleriyle dolardı. Bu da kasımpatıları benim bilincime Atatürkle birlikte kazımış ki, çiçekleri görünce o günlere dönüyorum.

Babamın Doğumgünü de 10 kasımdı. Üstelik hep ciddi, çatık kaşlarını, ifadesini de çok benzetirdim Atatürke. Akşamları eline Cumhuriyet gazetesini alır ve en az iki saat kafasını kaldırmadan okur, fonda ses istemezdi. Beynimin odalarında birbirine bağlanan resimler zinciri gibi, hepsi birbirini çağrıştırıyor bu görüntülerin.

Babamı kaybettikten iki ay sonra kızım geldi, 14 Kasım'da. Oğlumuzun muhtemel gelişi de kasım sonu gibi görünüyor şu an. Sonbaharın en güzel ayı...

Karanlık, kasfetli günlere az kaldı, canımı sıkan olaylar yavaş yavaş silikleşiyor, bazen kırılıyor bişey, fazla geliyor insana, tahammül edemeyiz sanıyoruz ama insan yaşamak üzere programlı. Hiçbir acı insana açlığını unutturmazmış mesela. Böyle yazılmış program. Bazen yüzeysel çözümler geliyor insanın aklına. Seçeneğim olsa şimdi bırakıp başka diyarlara göçermiydim? Çocuklarımın daha medeni! ülkelerde yetişmesini istermiydim herşeye yabancı olarak? İstemem. hem ben Eminönü'nde balık-ekmek yemeden yaşayamam ki!



***Çiçek görseli googledan arak***

21 yorum:

  • hypo diyor:
    4 Kasım 2011 01:57

    eminönü balık ekmeği tarih oldu.
    güzeldi yazın.
    iyi bayramlar.

  • g diyor:
    4 Kasım 2011 02:10

    Ben bazen gitmek istiyorum.
    Gitmek istiyorum.

    Kızınızda çok şekerliymiş ,maşallah.

  • Esra diyor:
    4 Kasım 2011 02:28

    Kasım'ı da severim kasımpatıları da. Fakat bu krizantemler cenaze ve taziye çiçeği olarak biliniyor çoğunlukla.Bu sebepten almak gelmez hiç içimden.
    Bu arada akrep burcudur ya kasım doğumlular, çoktur bu burçtan korkanlar. Ben sevenlerdenim, hatta tam bir akrep burcudur çok sevdiğim abim. Hem söz konusu çocuk olunca insan istiyor ki yeri geldiğinde sokacak gücü de olsun aslında. Misal oğlum yengeç burcu, korkuyorum çok üzecek diye insanlar onu :(

  • Aynur (Küçük Hala) diyor:
    4 Kasım 2011 02:30

    bayramını kutluyorum Aysuncum...tüm sevdiklerinle birlikte ve tabi ki sağlıkla tekrarını diliyorum

    sevgiyle...

  • Bahar ve kızısı Yağmur diyor:
    4 Kasım 2011 03:12

    ne çok severim bende :)
    iyi hatırlattın ;)
    baban nur içinde yatsın canım.
    zaman zaman kaçalım desek te olmaz canım. Aynı suyu aynı havayı almak zorundayız biz ;)

  • my little world diyor:
    4 Kasım 2011 03:34

    kasımpatı,sonbahar,yazdıklarınız güzel de kızınız en güzel!Allah nazarlardan korusun...

  • isoon diyor:
    4 Kasım 2011 03:51

    hypo, sizlere de iyi bayramlar,
    nası yani kalktımı o saltanat kayıkları fln? E ben giderim o zaman :)

    g, gitsende yanında götürürsün buraları, eminim...

    esra kızım akrep oldu ama o kadar çekingen ki bırak sokmayı, hakkını bile arayacağını sanmıyorum çoğu zaman...

  • isoon diyor:
    4 Kasım 2011 03:53

    aynurcum, canım, iyi bayramlar şimdiden, öpüyoruz...

    baharcım, çok teşekkür ederim, amin, yok gidilmez, biz kızınca gidelim diyemi insanlar canından oldu hem...

    my little world, çok çok teşekkürler.

    iyi bayramlar....

  • g diyor:
    4 Kasım 2011 03:57

    İki valiz yeter götüreceklerim için.Üç beş zeytin ağacı,Bir tane üsküdar,iki tane Sakarya caddesi,
    Ve sevdiklerim o kadar.
    Adaletsizlik,petrol fiyatları,yolsuzluklar,cinayetler hepsi kalır arkamda.
    Bu kadar kirletmeye değer miydi İstanbul boğazını.ANTİBİYOTİKLERDE FAYDA ETMİYOR ARTIK.YARA GİTTİKÇE AZIYOR.
    ÇAREYİ BULSAK İYİ OLUR DİYORUZ AMA..
    oLMUYOR.çOK ÜZÜLÜYORUM ASLINDA ÇOK.

  • isoon diyor:
    4 Kasım 2011 04:06

    g, beykoz sırtlarında bir erguvan baharı da penesilin olur, ayaklandırır, gel gitme sen :)

  • FADİŞ diyor:
    4 Kasım 2011 04:12

    Biraz hüzünlü bir yazı olmuş, insana eski günleri hatırlatan, düşünmeye sevk eden. Ben de zaman zaman gitme düşüncesini taşıyorum ama bağlarımız o kadar sıkı ki, buralardan gidivermek öyle kolay değil. Bayramınız güzel geçsin:)

    Sevgiler.

  • g diyor:
    4 Kasım 2011 04:12

    :))
    gitsemde oralardan mektup yazarım sana,Duru'ya..
    Nereye gideceğim ki zaten.Yeşil paracıklar olmadan.
    İnşallah penesilin alerjisi yoktur buraların.Şoka gireriz iyicene:))

  • sezobigo diyor:
    4 Kasım 2011 04:39

    ben kasımpatıdan daha çok severim krizantem adını.ilk şarkıda duymuştum ve araştırmıştım o gün bugündür öyle kullanırım .banada ATATÜRK Ü HATIRLATIR AMA HÜZÜNLE.

  • caferengigül diyor:
    4 Kasım 2011 09:13

    Her kırıldığımızda gitmek istemezmiyiz hepimiz.Gitmek aslında kırgınlıkları ardımızda bırakmak isteğimiz değil de nedir.Sevgiler...

  • Zeugma diyor:
    4 Kasım 2011 12:11

    Kasım ayı ile Kasımpatı özdeşleşmiştir. Adı gibi...
    Bir de 10 Kasım tabii...

  • isoon diyor:
    5 Kasım 2011 01:46

    Fadiş, tamamen katılıyorum, sevgiler, iyi bayramlar

    g, gidersen yorumsuz bırakma bizi :)

    Sezocum, sonbahara hüzün yakışıyor galiba :)

    caferengigül, kızınca terketme, kaçma isteği de insani, haklısın...

    zeugma, öptüm canım iyi bayramlar...

  • Recep Altun diyor:
    5 Kasım 2011 05:49

    Merhabalar,

    Allah'ın rızasını kazanarak O'na yaklaşmanın bir yolu olan mübarek Kurban Bayramınızı kutlar, tüm sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmenizi dilerim.

    Nefsini nirana, kalbini Rahman'a, oğlunu Kurban'a, malını ihvana bezletmekle ahdine vefakarlığını gösteren Hz. İbrahim (a.s.)'ın itaatinin ve oğlu Hz. İsmail'in de teslimiyetinin yolunda ilerleyen kullardan olmamız dileğiyle sağlıcakla kalın.

    Selam ve dualarımla.

  • isoon diyor:
    5 Kasım 2011 07:03

    Recep bey, çok teşekkürler, sizede iyi bayramlar...

  • sevda s. diyor:
    6 Kasım 2011 02:21

    Bak bir söz gerçekten insanda neler uyandırıyor, ne çağrışımlar yapıyor. Mesela ben de kasımpatı deyince hemen 10 Kasım'ı hatırlıyorum. 10 Kasım deyince de Atatürk'ün ölümünden 10 gün sonra doğan babam geliyor aklıma. Bak sen şimdi yazdın ya, maalesef babacığımın vefat tarihi de kasım. Galiba ben o kadar sevmiyorum Kasım'ı :(
    Ama ben de başka yerde yaşayamam, İstanbul dışında yaşama şansım varken bile yine İstanbul'da yaşıyorum, el memleketi hiç olmaz.
    Babacığın nur içinde yatsın. Allah geride kalanlarınıza uzun ömür versin. Sağlıkla sıhhatle bebğine kavuşursun inşallah.
    İyi bayramlar.

  • didem diyor:
    8 Kasım 2011 23:30

    Ne guzel yazmissin. Kasim sizin ailenin ayi olmus. Eylul de benim icin oyle. Babamla kizimin dogumgunleri ayni. Iki bebeginin de en guzel gunlerini gor. Babacigina rahmetler.. Eminim hem sevinci hem huznu yasiyorsun....

  • isoon diyor:
    10 Kasım 2011 07:39

    sevda, başın sağolsun, sevmemek içinde haklı nedenlerin var kasım'ı. İstanbuldan ayrı yaşamayı bende düşünemem...

    >Didemmmm, sizin aya da bir şey kalmadı o zaman :) öptüm canımmmm...

Yorum Gönder

Datttlu Yorumlar