Giderli 6


KARDEŞİM BENİM


Duruşla Demirin arasında 5 yaş var. Tam iki  hafta var yaş günleri arasında. Demir de ilk yaşını doldurmak üzere. Bebeklerin en tatlı dönemleridir, her şeyi yarım yamalak yapabildiği zamanlar.  Demirtoşum da bu aralar paytak paytak yürümeye çalışıyor, karşılıklı oturuyoruz,  altın topumuzu birbirimize gönderip eğleniyoruz, gerçekten çok sevimli bu halleri ve evde müthiş bir enerji demek çocuklar…

Biz bazen fazlaca kendimizi kaptırıp oyuna dalarken, bir çift göz de bizi izliyor, kaygı ve endişe içinde. Sahne zaptedilmiş, büyükler başka bir oyuncak bulmuş, başka bir bebeği sever olmuş, anne baba zaten kölesi, anneanne babaanne kucağından düşürmüyor, gelen misafir önce onu soruyor, bir de ellerinde kamera, marifet gibi her yaptığını kaydediyorlar…

Düşününce çok büyük bir stres kaynağı aslında. Yetişkin olarak aynı şeyleri yaşasam, zemin ayaklarımın altında parçalanıyormuş  gibi hissederdim herhalde… Aynı durumda bizler ne yapadık? 
***Daha fazla öne çıkmaya çabalar ve sonunda daha çok gözden düşebilirdik…
***Giderek daha agresif tavırlar sergileyebilir,  sürekli çatışma içinde olabilirdik...
*** Rakibimizi seviyor ve takdir ediyor gibi görünüp çaktırmadan onun sahne hayatını bitirmeye yönelik teşebbüsler içinde olabilirdik…
***Ondan kurtuluş olmadığına kanaat getirip, onun gibi olmaya çalışabilirdik, muhtemelen de bizim üzerimizde itici olurdu, eleştiriliyor olurduk, çocuk gibi davranmamamız yönünde…
*** Bazı fazla titizlenilen ev içi kurallar konusunu kullanabilirdik… Mesela  aç kalmadan sanki yemek yemiyormuş gibi davranabilir, saatinde uymayı reddedebilir,  özetle denilenin tersini yapmakta ısrarcı olabilirdik… Ki bu da işe yaramazdı, üstelik hane halkının bize karşı daha tepkisel olmasına da neden olurdu…

Bizim evin halleri de uzun zamandır böyle… Şu anda empatinin dibine vurmama rağmen çok zorlanıyorum. Bunların farkında olmam da çoğunlukla durumu değiştirmiyor, Duruş beni zorluyor, benim beynime doğru sıcak sıvılar yükseliyor, bağırmaya başlıyorum,  Duru da mutsuz ve üzgün halde bir süreliğine kabuğuna çekiliyor. Daha önce göz göze geldiysek, gözlerinden anlayabiliyorum  çok kırıldığını, bende kendime kızmaya içimden küfür etmeye başlıyorum, bir de vicdan azabı biniyor üstüne…

Bir kardeşi olmalı mutlaka diye düşünüyordum, aslında hala öyle düşünüyorum, Demir duymasın, dünyaya geliş sebebi, ablasının kardeşi olmak. Bunlar da arka arkaya gelince, bir kardeş verip, çocukluğunun en tatlı zamanlarını mı elinden aldık bilmiyorum... 

Ama bizim ev de Demirtoşla tamamlandı günlükçüm. Eksik varmış kadroda, o da gelmiş, herkes yerine yerleşmiş gibi ev şimdi...Uuuu datlummm benim...Datlularım benimmmm...

 Not: üstteki resmi, Duruş kendine göre tamamlamış, ailemizi çizmiş. Demir nerde diye sordum, 'o anneannemde kalmak istemiş! dedi...








11 yorum:

  • Nilhan - Küçük Mucizem diyor:
    4 Aralık 2012 23:44

    Notu okuyunca durumun vehametini daha iyi anladım. Aysun bu bütün kardeşli evlerde olan şeyler. en küçüğümüz hala en şımarığımız. Hiç birimiz Duru nun yerinde olmak istemezdik ki. ama bir de şöyle düşün ileride harika bir abla olacak bence Duru.

  • Bal Yanağın Hikayesi diyor:
    5 Aralık 2012 00:33

    İki arada kalıp deneyi sağlamak çok zor heleki ikisinde silip atamayacağın hayatından çıkaramayacağın şeylerse..

    Aslında se herşeyin farkındasın yapman gerekenleride biliyorsun ama hayat işte uygulamada çuvallıyoruz bazen.

    Demir'in nasıl olsa etrafında pervane olan çok hiç değilse 1-2 saat Demir'i bırakıp Duru'nın kendini özel hissetmesini sağlayacak bir mekana anne kız giderseniz bu çok büyük etki yapacaktır

    zorlanman tıkanman kendine sövmen çok normal bunlar hayatın getirileri ve özverili düşünceli bir anne olduğunun belirtisi ne mutlu ki senin gibi onları düşünen bir anneleri var


    sevgiler

  • yaruze... diyor:
    5 Aralık 2012 00:57

    Düşüncelerini çok iyi anlıyorum,bende geçtim o merhalelerden hem de ne geçme:( ama sonra anladım ki kendime eziyet etmekten başka birşey değilmiş bu.Şimdi öyle bir bağ var ki aralarında kardeşlerin herşeye değer..Üstelik Duru'nun yaşadığı hayal kırıklıkları,üzüntüler,endişeler hepsi onu hayata hazırlayan,duygularının zenginliğinin keşfini sağlayan,kişisel gelişimine her türlü katkısı olan kısacası ayakta sapasağlam durmasına zemin hazırlayan birer basamak bence...
    Üstelik hep çocuk ve hep gözde kalmayacak değil mi?
    Hangimiz şimdi keşke kardeşim olmasaydı diyoruz???
    Öpüldünüz güzellikler...

  • Aysun ercan karakaş diyor:
    5 Aralık 2012 01:04

    nilhancım, inşallah o günler çok uzak değildir :( teşekkür ederim rahatlatıcı yorumun için, sevgiler canım...

    Bal Yanağın Hikayesi, teşekkür ederim yazdıkıların iyi geldi, anneanne desteği var iyiki, herkes ve ben de ayrı vakit de geçiriyoruz duruşla ama yetmiyor o da bazen... geçmesini bekliyoruz... sevgiler bizden...

  • İKİ MELEK diyor:
    5 Aralık 2012 11:55

    gerçekten not beni de hüzünlendirdi. ama yaruzenin yorumunu okuyunca hayata daha gerçekçi bakabilmeli insan diye düşündüm.sadece fazla yara almadan bu dönemi atlatırsa çok iyi bir abla olacağa benzer:)sevgiler.

  • elif diyor:
    5 Aralık 2012 12:10

    ..çocukluğunun en tatlı zamanlarını elinden almak..
    ya işte ben de en çok bundan korkuyorum.. bizim ufaklık henüz iki aylık, zor zamanlar gelmedi yani daha. Ama şöyle de düşünüyorum, benim de kardeşimle aramda 4 yaş var ve o zamanlara dair hatırladığım çok az şey var ve hiç biri kötü değil ve tabi ki kardeşlik çok güzel, iyi ki varlar.. Umarım onlar da sonradan böyle düşünürler..

  • sezobigo diyor:
    5 Aralık 2012 12:17

    ben kendimden pay biçiyorum oğlum bizim evliliğimizn 5inci senesinde şenlendirdi evimizi bundan önceki 5 yıl boyunca çok sevildim ve çok şımartıldım eşim tarafından ama oğlum doğdu eşimin yöönü doğal olarak oğluma kaydı ama bazen o bunaldığım günlerde öyle ağır geliyordu ki bu ikinci plana atılış gibi gözüken durum,halbuki çocuk değildim ve eşimin sevgisinden emindim ama kendimi teskin eden birşey bulamıyordum durum canım durum çok iyi anlıyorum ve de seni aysunum geçiyor çünkü duru nun yaşı büyük yani anlayacaktır seni kızkardeşimden biliyorum aynı yaş aralığı onun çocukalrın ve aynı durumlar yaşandı şimdi küçüğü 3 yaşında ve ilişkileri çok iyi yani en azından bu kıskanma rafa kalkıyor tecrübeyle sabit üzme kendini.kızkardeşin duru ya söyle üzmesin seni:)

  • Aysun ercan karakaş diyor:
    6 Aralık 2012 12:17

    gönülcüm, çok iyi geldi, bu konuda kompedansın neticede, hayata hazırlayıcı olduğu konusunda çok haklısın, sadece insan kıyamıyor, duygusala bağlıyoruz işte..
    öpücükler bizdennnn güzellikler...

  • Aysun ercan karakaş diyor:
    6 Aralık 2012 12:21

    iki melek, benimde tek korkum o, geçer elbette ama yanlış davranıp duruşun psikolojisini ömür boyunca etkilermiyiz diye endişeliyim, dr. la görüşmeyi düşünüyorum, en azından tavsiyeleri yanlışlarımızı düzeltir belki... teşekkür ederim yorumun için , sevgiler...

  • Aysun ercan karakaş diyor:
    6 Aralık 2012 12:31

    elif, geriye güzellikler kalsın, ben onu istiyorum, ben insanlar mutlu olsun istiyorum, işte kardeşlik :))) size de kolay gelsin, bize de, hepimize, sevgiler...

  • Aysun ercan karakaş diyor:
    6 Aralık 2012 13:15

    birgülüm wallahi hala gülüyorum, alemsin:))) başka bi boyut getirdin, çocuk kıskançlığı :) atlatmışsındır artık herhalde :))) kızkardeşim çok cadı ama yaaa bezdirdi benibu ara :) öptüm canım sende yakışıklı oğluşunu öp,sevgiler...

Yorum Gönder

Datttlu Yorumlar