GB'yim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GB'yim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Henüz Alüminyum Folyo...



Demirimiz bugün iki haftalık... İki hafta önce bu gün, hastane odasında gergin bekleyişler, sonrasında mutluluk, yeni bir bireyin aramıza katılması... Hamilelik ne kadar sevimsizse -bana göre- doğum ve sonrası o kadar heyecan verici, o kadar güzel ki... İki seferde de hastanede kendimi çok mutlu hissettim, belki de bu sayede kolay atlattım doğum sonrası fiziksel zorlukları...
Duruş ta karışık duygular içindeydi, hastanede olmamasının daha doğru olduğunu söyleyenlerde oldu ama ben hep yanımda olmasını istedim, özellikle de ayıldığımda Duruyu hemen görmek istedim, çok korkutucuydu, Duruşumu bir daha görememe ihtimali, Demirden önce Duruyu aradı gözlerim. Bir de bu günü hatırlamasını, zayıf ta olsa bir kaç kare aklında kalmasını istedim, kardeşiyle ilk anıları onlar.




Demir ve kime benzediği konusunda spekülasyonlar...Bir sürü benzetme yapıldı tabi. Bir bebeğin yüzünde, vücudunda, ruhunda milyonlarca genden bir karışım var, belki de her bakan görmek istediği kadarını seçip farkediyor, benzemesini istediği kişinin parçalarını ayırıp yorumluyor... Bana göre en çok babasına benziyor, baktığımda birsürü mimiğini, ayrıntıyı benzetiyorum ve bu kusursuz sistem karşısında saygıyla eğiliyorum...


Gözler ağlamaktan kızarmış, sürekli Demir'in başında kızlar.

Demir, kız çocuk tercihimdeki ısrarımdan dolayı beni utandırır gibi, uslu bir bebek. Sütünü içip uyuyor, sık sık kontrol ediyoruz, anormal bir durum mu var? diye. Böyle devam ederiz inşallah...


13 kilo almıştım toplamda ama çoğu gitti, kalanlar içinde 'geldikleri gibi giderler' diyorum, egzersizime , yürüyüşe başladım, yine insan gibi yemek yiyorum, o kocaman göbüşü hiç özlemiyorum.

Devamını Oku »

Bi Süre Yokuz...

Biz yarın bölünerek çoğalmaya gidiyoruz. Umuyoruz, herşey yolunda gidicek, ufaklığıda alıp dönücez evimize...

Devamını Oku »

Gezin Bakalım...









Devamını Oku »

Bebek şekeri & kapı süsü

IMG_8255

Cumartesi Ayşe, Aylin, ben ve göbeğim Eminönü'ne geçtik. Mevkiinin kurdu olmuş Ayşe bizi bir hana soktu, girişten aşşağıya doğru 5 kat döne döne iniyor, her kat ta benim için harikalar diyarı gibi. Yani inanırmısın günlük herşeyi satın alsam, onluk yirmilik banknotları böyle saça saça dönerek insem en alt kata kadar... Asansöyle tekrar çıksam, bi tur daha dönsem...
IMG_8333
Tam bir sektör haline gelmiş, bebek şekerleri, kapı süsleri, vs... Bir sürü mağza ve çeşit var. Hazır halde de satılıyor tabiki. Maliyet açısından arada çok büyük fark olmuyor, kendin hazırladığında ama, biz hamarat!!! blogcular seviyoruz galiba ' ben yaptım' demeyi.
IMG_8335
Dediğim gibi, çok fazla çeşit, çok kafa karışıklığı durumu oldu, küçük kovalarla ve saplı meleklerle iki çeşit hazırlamaya karar verdik, Tül, kurdele, bir kaç çeşit aksesuar beğendik. Badem ve renkli şeker aldık. Evde Aylinle yapmaya başladık, annem de dayanamadı, çok kısa sürede bitti, yapımı da zevkliydi, bitmiş hali de çok hoşumuza gitti...
IMG_8344
IMG_8346
IMG_8296
İğne korkusuyla çok düzenli içmeye başladığım demir şurubumun şişeleriyle, bunları yaptım. gerçekten oyuncak gibi, şişelerle, şekerlerle eğlendim bir müddet.
IMG_8308
IMG_8311

IMG_8351
2 Numaranın adı tescillenmiş oldu böylece... Keçe işlerine daha önce hiç bulaşmamıştım ama çokkkk zevkliymiş. Keçe ustası hatunların bir bildiği varmış! Kapı süsü konusunda üstümde bir baskı oluşturdu annem, Aylin ve Ayşe. Sevmediğimi söylesem de ikna edici olamadım, bir süre sonra benden bağımsız olarak bakmaya başladılar çeşitlere. Aylin
-abla almadan dönemeyiz, annemiz kızaaaarrr!!! diye, korkutmaya çalıştı beni ama o tüller, üstündeki bebekler... Çok sevimsiz geldi. Keçeden bunu yaptım.
IMG_8361
Duruşun hastane sepeti. Annemle Sevim Teyze içindeki kılıfı ve minik yatak örtüsünü yeni kumaşla tekrar diktiler. Çok seviyorum bu sepeti. Gerçekten leylek gagasına takmış, çocuğu sepetle birlikte getirip bırakmış gibi...
IMG_8358

Devamını Oku »

Hayat bayram olmuştu...


İlk gün babamız yine ava çıktı, et getirdi, kavurduk yedik.

İkinci günde evdeydik, eş dost, misafir derken o da bitti.

Üçüncü gün hazırlandım, indim aşşağı, 'ben çıkıyorum, Ülküyle buluşcam!' diye havamı attım ama, baba-kız, bizi de at, şuraya bırak vs. takıldılar peşime. Duruşun saçı başı, yerlere yeksan halde ayakkabı giydirme çalışmalarımın arasında,sanki, özlemle andığın, eski günlerdeki gibi bir evden çıkış bile yalan artık sana dedi dış ses... Kadıköy'de Ülkü, Aylin, ve ben oturduk, akşama kadar muhabbet ettik, Duruş ta babasıyla vapura binip, Ahmet gezip (sultanahmet) yanımıza geldi, sarılıp öpüştük, sonuçta kıtalararası bir ayrılık girdi araya, kucaklaştık, döndük evimize.

4.güüüüün, günlükçüm, Ayşelerle buluştuk, yine Kadıköy'de, yine aynı yerde yemek yedik, sonra Ayşelere gittik, tabu oynamak için, saatlerce güldük, ki genelde bizde tabu oynarken bir çiftin kavga edip küsmesi adettendir, bu sefer, çok güldük sadece.
Denedik, bayramda küslük olmuyormuş gerçekten!



Annem, odanın rengini değiştirmiş, tv. ünitesinin arkasına da kağıt kaplatmış, bende kalan kağıtla atıl durumdaki klasik İkea aynanın ahşap bölümünü kapladım, bence hoş oldu. Ya da ben yaptığım için bana öyle geldi...


Bu gün bizim oğlanı görmeye gittik, 36. haftadayız, 3 kiloyu gördük maşallah. Mide yanması devam, dr.um çok net biçimde demir için iğne yazıyorum 5 tane deyince,
-ıııı ben bi de şurubunu mu denesem? dedim, bir de şurup olarak deneyelim şansımızı bakalım... Bu arada çok sert hareketleri var bazen canımı yakıyor, özellikle ayaklarını sağ böğrümde gezdirdiğinde...Ve bu gün ultrasonda gördüğümüz tamamen 'olmuş' bir bebek yüzüydü. Yanaklar dolmuş, gözünü açıp kapatıyor, ağzı balık gibi, inanamadık, çok net olarak gördük ki, bana benziyordu...

Devamını Oku »

Çocuk Eğitimindeki Hatalar...


Cuma akşamı Çocuk Eğitiminde 10 Temel Hata seminerine gittik Ferhatla. Konuşmacı, Yusuf Özkan Özburun'du. İki saatlik, çok akıcı ve sıkmayan bir seminer oldu, konuya, canımız,Montessorymizden giriş yapması beni ayrıca yakaladı, kendi yöntemlerimizle paralellikler görmek, bizi ayrıca sevindirdi. Unutmak istemediklerim, kısaca not aldıklarımıda paylaşmak istedim;

- En çok üstünde durduğu nokta, TUTARLILIK kavramıydı. Anne-babanın aynı dili konuşması, çocuk yanında birbirini eleştirmek yerine, ortak hareket etmesi, ve duruma göre değişik tavırlar sergilememesi, bizimde çok önemsediğimiz bir davranış şekli.
- Çocukla açık iletişime kapıları asla kapatmamak gerek, sert eleştiriler, agresif yaklaşımlar, iletişimi kesip araya mesafeler koyabiliyor.
- Anne,baba- Çocuklar şeklinde saflar, kamplar oluşmamalı, biz-onlar şeklinde ebebevynle çocuklar karşı kutuplar haline gelmemeli.
- Çocuğun özdisiplinini geliştirmek, çocuk için çok önemli.
- Davranışla örnek olmalıyız. Benim yine çok önemsediğim noktalardan biri. Benim ailem sigarayı bırakana kadar, evin içinde, bizim yanımızda sigara içti, ama konu bizim sigara kullanmamız olsaydı, mutlaka karşı tavır sergilerlerdi. Bunun yanında evde hep kitap, gazete okunurdu, artık ev dekorasyonunda tercih edilmiyor ama aslında eskiden bir çok evde olduğu gibi bizde de hatırı sayılır bir kütüphane köşesi vardı. Bu da olumlu örneklemeydi bizim için. Sonuç; Kız kardeşim çok fazla sigara tüketiyor, ben dönem dönem kullandım, ikimizde çok okuyoruz...

*******Okuma alışkanlığı konusunda, kişisel bir gözlemim, kızgınlığım var. Çoğunlukla okunmuyor, ya da tv.yle rekabet edebilecek düzeyde değil okumaya ayırılan saatler malum. Evde anne-baba eline kitap almıyorken, artık okumayı öğrenmiş ama alışkanlık oluşturmak için yaşı biraz ilerlemiş olan çocuğa, okulda ödev olarak verilen kitabı sık sık hatırlatıp,
-tv'u kapat, odana git, kitabını oku! dayatmasını, sabahları aralıklı olarak çalan cep telefonu alarmı gibi çalıştırmak, tatile giderken yanına aldırılan kitabı çocuk her bunalttığında, koz olarak kullanmak vs. beni irite ediyor. Yani kitap okumak, güzel vakit geçirtmez, bir çeşit cezadır, büyükler, tv seyrederken, çocuk cezasını çekmelidir, okumak ancak ödev olarak yapılır, kurtulunur vs. mesajlarını vermiyormu çocuğa? Neyse yeri ve zamanıydı ya da değildi ama içimdeydi bu tepki, yazdım rahatladım :)

- Daha çok değil, daha az satın almak, bizi daha çok mutlu eder!!!

******Çocuklar için de geçerli, bizim için de kuşkusuz. 'SİNİK' diye bir kelime kafama takılmıştı okuldayken, bi yerlerlerde okuyup merak edip araştırmıştım, anlamı, 'herşeyin fiyatını bilen, hiçbirşeyin değerini bilmeyen' idi. Sonra da kızdığım insanlara, bu tanıma yakın olanlara özellikle kullandığım lakap oldu, çoğunlukla da anlaşılmadığı için tehlike de arz etmiyordu. Çizgi film kanallarında dönen reklamlara bakıyorum, bu kadar çok oyuncağı satın alanlar, çocuklara sınırsız hediye sunanlar, sinikler ordularının temellerini atıyorlar sanki.

- Birden fazla çocuk, birden fazla şahsiyet demek, hepsine aynı yaklaşmak sonuç vermeyebilir. Yine kendi gözlemim, ikizler bile aynı ortamda büyüyorken, farklılar.

- EVDE EĞLENCEYİ İHMAL ETMEMEK. Benim için gecenin kazanımı bu cümle oldu. Farkında olarak uyguladığımız birşey değildi, yani önemi üzerinde oturup düşünmemeiştik ama aslında ne kadar önemli olduğunu bu cümleyi duyunca farkettim. Ev dışında ne kadar çok uyarıcı var aslında, evi cazip hale getirmek te her zaman olduğundan daha önemli belki artık. Akşamları eve zorunlu olduğu için dönen ebebevnler, çocuklar, dışarıdan daha çok zevk alan aile bireyleri olmamak için elimizden geleni yapalım, evimizi sevelim, onu koruyalım değilmi günlük?





Devamını Oku »