Taaaaarrrkkaaaannnnn!!!


Hay bin kunduz 'da yeni fotolarını gördüm, sonra yemeğe bahçeye gittim, öpöpöppp sesi gelmeye başladı, garsonlarla yanyana dizildik, klibi seyretmeye başladık. Tarkan kendini toparlamış, yine farkını ortaya koymuş. Biz de onun bu tarzını, bu damarını seviyoruz galiba. İstemiyoruz ingilizce mingilizce. Durucuk biraz daha büyüsün, konserine gidices kısımla, omzuma çıkarıcam, Tarrkkaaaaaaannnn diye cırlıycaz...

Devamını Oku »

Güneşli günler...


Yazın ilk ve herhalde son pikniğine gittik dün. Rabiş davet etti.Brownimizi yapıp gittik Durucumla.Hava da nefisti. Çalılar böğürtlen doluydu. Neden en kocaman meyveler ulaşılamayan dallarda olur? Toplıycam diye hertarafımı çizdim ama Durucum bol bol yedi, ağzı burnu mosmor oldu. Uyduruk bi salıncak ta yaptı Rabiş, oynadık biraz. Mangal bitti, semaver çayımızı içtik, döndük evimize. Durucum öğlen uyumadı, yoruldu üstelik, banyosunu da yapınca erkenden uyur diye ummuştum ama ters etki yaptı. Yorgunluktan uyuyamadı bir türlü, tam bir cadı oldu, herşeye ağlayarak sabrımı tükkettikten sonra daldı uykuya. Yine de güzel gündü, güneşin hala bizi terketmemiş olması çok güzel...



Devamını Oku »

Kim okurdu kim yazardı, bu düğümü kim çözerdi, başlık düşünürken aklıma geldi.




Bir kaç ay önce, kocam arkadaşının dvd arşivine dalmış, çocuğun evden dışarıya dvd çıkarma yasağını ihlal edip, bir karton torba dolusu film getirmişti, son zamanlarda bi türlü seyredemediğimiz filmlerin çoğunu seyretmiş olduk. Leon, forest gump, gibi... Kanaatim, tabiki klasikler arasına giren filmler, ki klasik yerine daha iyisi konamayan demek, yine de üstünden çok zaman geçmeden seyretmek lazım, büyüsü bozuluyor. Leonda Natali portman bacak kadarken, arkasından Vendetta birden genç kız oluverdi. Her hali güzel hatunun, kabul etmek lazım. V 'yi pek beğendim. Eternal sunshine of the spotless mind' ı tv. da sürekli yarım yamalak yakalıyordum, başından sonuna kadar seyrettim, 'sen ne güzel filmmişssin, spotlısım benim' dedim, ama nedense en çok ben beğendim, damak tadıma hitapppp ediyor demekki... İnception' ı seyretmeye de heyecanla koşarak gittik. Ama son seansa gidince ben ilk yarıda biraz kestirdim galiba :))))) sonra arada kahfe içtim, yüzümü yıkadım, direndim uykuya, iyi etmişim güzel filmmiş. Arada sırada ortaya çıkan fenomen olan filmlerden... Dövüş klübü gibi, Matrix gibi...
Starwars serisini de artık seyredelim, konusu açılıyor, cahil kalıyoruz, utanıyoruz dedik ama yok tahammül edemedik, sevmedik.


Mehmet Öz'ün YOU serisinin bütün renklerini tamamladım. Hızımı alamayıp bir de adı Akıllı hasta olanını da almışım ki bizim ülkemizde, pek geçerliliği yok, hasta hakları konusunda bilinçli olmanın. Genç Kalın da benimle birlikte dolaştı yaz boyunca. Keyifli anlatımıyla hoş bir kitap. Yine vücut sistemlerinin çalışma prensiplerini, bilinmeyen yönlerini açıklıyor ama ağırlıklı olarak sağlıklı ve güzel kalmak için yapabileceklerimizi anlatıyor. Bitmedi ama arada bir elime alıyorum, Mehmet Öz e de geçmiş olsun diyorum, okumayacağını bilsemde...


İsmail'i Aylin arkadaşından almış, bitirince de ben aldım elinden, İsmail kimdir, bir fikrim yoktu, Şah İsmail'in hikayesiymiş, babadan oğula geçen bir şeyhliği ve osmanlıyla kavgasını anlatıyor. Severim Osmanlı'yı okumayı, anlatımı da derin, güzel, akıcı...

Devamını Oku »

Bekliyorum...


Bayram TATİLimiz, herzamanki rehavetiyle bitti, işte gene döndük kürkçü dükkanımıza. Aylin'le it ayağı yemiş gibi gezdiğimiz bir gün dışında evde uzanıp kitap okuyarak, film seyrederek, geçti günler. Tabi babamı ziyarete gittik, Durucum, çiçek attı, otları kopardı, içimizden konuşup, bayramlaşıp ayrıldık yanından...Yaz bitti diye bağıran havalar ve olumsuzluklarla başladık haftaya ama güneşin son kez içimizi ısıtmak için geri döneceğine inanıyorum. Bütün gücüyle cebinde kalan son ışınları da bize doğru fırlatıp, vedalaşacaktır mutlaka. Beni de bu umutsuzluktan çıkaracak, biliyorum.

Devamını Oku »

...

Önce çalışma arkadaşımın babasını kaybettik, sonra Nehir'i okudum, en son da eşim Çocukluk arkadaşını kaybetti. Bunların hepsi bir hafta içinde oldu ve aynı hastalığa yenildiler... Üzülüp endişelenmekten başka hiçbirşey gelmiyor elden...

Devamını Oku »

BAYRAM TATİLİ RESMEN BAŞLAMIŞTIRRRRRR


Duru okulda bayram şekeri ve bayram kartı yapmış bu gün.
-Sana yaptım anneee, anneanneme vericeeemm, aylin çok şaşırıcaaakkk' diye sürekli fikir değiştiriyor. Bana da çok garip geliyor. Eskiden beraber yapardık böyle şeyleri, üüühüüüüüühühüüüüü :(((
Hastane dosyasından etkinlik dosyası yaptık. Okuldan gelince içine koyuyoruz etkinliğini. Duru kocaman olana kadar saklayıp kendisine teslim etmeyi düşünüyorum.
HERKESE İYİ BAYRAMLARRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR

Devamını Oku »

Bu da ilk sinemaaaaaa




Pazar günü 'Oyuncak Hikayesi'ne gittik. Duru da ilk kez sinemaya gitmiş oldu. Bayılllldııııı. Bende çizgi film sevmem ama beraber izlemek çok güzeldi. Özetle güzel bir gündü. Bunun dışında, bu hafta okul durumumuz ilk hafta olduğu gibi sorunsuz geçiyor. Duru kendine bir en yakın arkadaş edindi ve yine zıplayarak kapıdan kendisi girmeye başladı.




Devamını Oku »

Buzlu Çay


Bu aynı dalın çiçek açmışken ve çiçekleri meyveye dönüşmüşkenki görünümü. kışın kuru dal görünümünü de çekmiştim ama wallahi bulamıyorum. Vişneleri toplayıp, komşularla paylaşıp tek kaynatımlık paketleri annemin dondurucusuna koyduk. Bende ev için halden bir kasa alıp temizledim, kendi buzluğuma attım. annemle Duru da anneannemin bahçesinden erik toplayıp getirmişlerdi, onları da buzluğa yerleştirdim ve kışın meyve suyu stoğunu tamamlamıştım kiiiii, biz tatildeyken atlanan fatura yüzünden elektriğimiz kesilmiş, bütün buzluğum erimiş hatta buzdolabının içi ve de dışı kana bulanmıştı. Gece yarısı çok yorgun gelinen evde görmek istemeyeceğiniz bir tablo. Vişnelerim gitti, boşuna emek harcamış oldum ve saatlerce buzdolabı temizledim. Hala buzluktan zaman zaman, kırmızı kan gibi sıvı damlıyor, sanki buzlukta ceset saklıyormuşuz gibi.

Vişne mevsimi geçtiği için kara üzüm, ve mor erik doldurdum buzluğa ikisini karıştırarak kaynatıyorum ama vişnenin kusursuz ekşi-tatlı kıvamıyla yarışamaz.


Bir de soğuk çay yapmaya başladım evde, çok tuttu, kendi yakaladığım tarifin en geliştirilmiş halini de paylaşalım;
-Cam sürahi içine bir limonu halka doğrayıp üstüne bir bir kase kadar şeker döküyorum ve bir saat kadar bekliyor.
-Bir çaydanlık suyun içine iki tutam yeşil çay atıyorum, kaynamadan soğuk halde bir saat bekliyor.
-Limonların üstüne yeşilçayı döküyorum, içine bir şeftaliyi dilim dilim doğrayıp atıyorum
-Duru için eksik şeker tadını balla tamamlıyorum ama yanlızca şekerle de yapılabilir, bir çorba kaşığı nar ekşisi karıştırıyorum.
-Dolapta yarım gün ya da bir gün beklemiş hali tam tadını veriyor.
-Fotoğraf arak, belli oluyordur ...

Devamını Oku »


Durucum çok severek başladığı tahsil hayatından ikinci haftada sıkıldı. Birkaç gündür nazlanarak gidiyor. Önceki gün girmek istemedi. Bahçede yanyana oturduk, sonra öğretmeni geldi yanımıza
-Duruuu, bu gün çok eğlenicez biliyomusun? dedi, bende
-Duru bu gün gelmek istemiyor, benimle gelip yanımda sandalyede oturmak istiyor bu gün , dedim
-Ama biz bugün kocamaaaann tv. da cizgi film- patlamış mısır keyfi yapıcaaazzzz, dedi öğretmeni,
-Yok yok biz bugün öğlende tost yeriz Duruyla, dedim.
Duru biraz düşündü,
-Sen git şimdi, akşam gelirsin tamammm? dedi.
Dün sabah ağladı, öğretmeni, ağlasada kucaklayıp içeri götürmenin daha iyi olucanı söyledi. İlk defa ağlayarak ayrıldık. Bıraktıktan yarım saat sonra aradım,
-'Duru ağlamıyor ama çok sert bakıyor bize' dediler. O gün hava çok sıcaktı. Bahçede havuza girmişler, akşam aldığımda mutlu görünüyordu. Bu sabah yine ağladı, ama daha az, aradığımda da iki dk. içinde 'eski Duru geldi' dediler. Sanırım bana nazlanıyor. Bana göre, bu ani tavır değişikliği, okul dönemi başladığı için diğer öğrencilerin de gelişiyle birden daha kalabalıklaşan ortam ve yanlızlık hissi. Dün arabada konuştuk, sende puding yedinmi? dedim
-yemedim, hiç güzel yapamıyo öğretmenler, pislik püslük olmuş, dedi. Ne demekse?
Öğretmenleri 'çok normal, olucak bunlar' diyor. Bana da evde çok fazla etkinlik yapmamaı, hatta çok fazla ilgilenmememi tavsiye ettiler. Orda olmanın cazibesi kalmıyormuş. Evet, hadi bakalım günlük, ilgili anne olmak ta suç, şimdi de ilgisiz anne olmayı öğren bakalım :)

Devamını Oku »

Atatürk

Durucumun ilk şiiri, 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun...

Devamını Oku »

Bamya Kızartması


Daha önce annemle, yemek yapmak için aldığımız bamyanın içinden çıkan çok iri bamyaları atmak için ayıkladık, annem, kızartalım bunları, tv. da izledim ben deyince, deneyelim dedik, üşenmedik, yumurta, galeta unu, kızgın yağ işlemlerini uygulayarak kızarttık, değişik, sebze cipsi gibi birşey oldu.

Pazar günü de komşu, kendi topladığı bamyaları getirdi anneme ama bunlar hakkaten çok iriler. Yani bitki sıkmış kendini, bamya diil zülfikar kılıç yetiştirmiş bünyesinde. ben yumurtayla galeta ununu karıştırıp kızartmayı denedim, akıllıyım ya, pratik çözüm üreticem ya, bide Ayşeler, gelmiş, top patladı patlıycak, çabuk yapim dedim, ama anladımki ayrı ayrı batırıp kızartmak daha doğru, sos üzerine yapışmıyor böyle. Ben ettim siz etmeyin, ama tadı güzeldi, bence deneyin.

Devamını Oku »

Anne belgeseeelllllll...


Gece uykusuna geçiş törenimiz sık sık konsept değiştirir. Bir süredir de, salonda loş ışıkta, koltukta kucak kucağa (evet bu sıcakta!) belgesel seyrederek uykuya geçiyoruz. Aslında NTV deki hayat belgeseline rastlayıp bayılmamızla başladı bu moda. Hani Dayı'nın seslendirdiği. Duru çok sevdi ama arkası gelmeyen sorularıyla uyuya kalana kadar beni biraz zorladı. Yine de bu kadar heyecanlandığını görmek çok güzel. Sonraaa evde belgesel aramaya başladım, Planet Earth'ün Dağlar bölümünü buldum, onu ezberledik bir de okyanus belgeseli var pek renkli, onu seviyoruz. Sonra ordan burdan toparladım Planetleri, ama favorimiz suda geçenler. Sorular şu minvalde ilerliyor;
-anne bu neeeee (gözler iri iri)
-mercan
-nedeeennnn? (bu soru kitliyo beni ama çocukta haklı, konu hakkında bilgi edinmek istiyor, ama nerden başlayıp nasıl anlatacağını da bilmiyor. Yani bu 'neden'in anlamı, 'bana anlat')

-anne naaaptıııı? (gözler tahmin ettiğiniz gibi)
-büyük balık küçük balığı yedi
-nedeeeennnn? (daha da meraklandı şimdi. Aslında hayatın bu mantık üzerine kurulu olduğunu nasıl anlatabilirim ki?)

İşte böyle, uyku saati gelince, 'anne belgeseelll' diye zıplamaya başlıyor. 15-20 dk. içinde de uykuya geçiyor. Azalan sorulardan ve pıtıpıtı kıpırdamaya başlayan pamacıklarından anlıyorum.

Devamını Oku »

İlk yıldız


Durucumun ilk okul günü sorunsuz, hatta çok keyifli geçti. Bizimde stresimiz uçup gitti. Öğretmenlerinin söylediğine göre, daha önce kreş deneyimi olan bir çocuk gibi, çok uyumlu, neşeli vakit geçirmiş. -tabi bilemiyorum her çocuğa aynı yorumlar mı yapılıyor, bizi rahatlatmak içinmi söyleniyor- yine de iyi geldi.
İlk günler sabahları birkaç saat yanında kalmamız, akşam da erken almamız daha iyi olur diye düşünmüştük ama bugün herkesle aynı saatte giriş yaptı, bize el sallayarak 'görüşürüüüzz' diyerek uğurladı. Dün öğretmeni yıldız yapıştırmış, anneannesine tel.da çok heyecanlı anlattı;
-annaaneee yıldız kazandımmmmm, palyonço yaptııımmm, sütümü içtimmm' gibi olanları karışık bir şekilde sıralamaya başladı. Bu sevimli halini seyretmeye bayılıyorum. Tel. da anlatırken, gerçekten büyüdüğünü hissettim, artık kendisine ait bir dünyası var, daha farklı heyecanları, sevinçleri belki de küçük sorunları olacak. İstediği zaman istediği kadarını paylaşmak için bekliyor olacağız...

Devamını Oku »

Şimdi okullu olduk!


Durucum yarın sabah okul hayatına başlangıç yapıcak. Aslında oyun ağırlıklı bir kreş. Ailecek gidip gezdik, öğretmenlerle görüştük, başka hiçbiryere de bakmadık, buraya karar verdik. Üniversite seçme törenine dönmesini istemedik. En önemlisi de Duru beğendi, hoşuna gitti. Dışarda geniş bir bahçe ve oyun alanı var. Sınıflar yaşlara göre ayırılmış, iki katlı bir ev. Uyku oyun ve eğitim için düzenlenmiş saatleri var. Aslında ben baya heyecanlıyım. Dün listeyi toparladım, çantasını hazırladım. Bu yeni durumun neler getireceğini merak ediyorum, ama iyi olacağını hissediyorum...

Devamını Oku »

Sadece esinlendim !!!


Hasanboğuldu'dan aldığım zeytin sabunlarını paketledim. Dağıtıma hazırlar.Aklımda yapmak istediğim birsürü şey var ama icraata gelince bintane bahane buluyorum kendime. Bilg.da bir dosyam var, adını 'mekanım cennet olsun' koydum. Hoşuma giden resmi, bi gün yaparım diyip içine atıyorum. Hayata geçirilemeyen projeler çöplüğü. Hayret ve gipta ve de haset ettiğim bazı hamarat blog sahibeleri var, onlardan fikir yürütüyorum ama kimsenin kızmasına gerek yok, yürüttüğümle kalıyorum işte...
Rabişe gösteriyorum bazen
-bizde yapabiliriz, şunu takarız bunu kaplarız... diye kafasında tasarlamaya başlıyo hemen, hiç üşenmek yok. Bikaç tanede saksı yaptım kendime, yani arkası yapışkanlı kağıtlarla plastik kutuları kapladım, çok yoruldum çoookkkk...

Devamını Oku »