ISLAK MENDİL TEMİZLİĞİ - bir dudunun hatıra defteri-




Bazı icatlar, kullandıkça mucidine dua okutturur, 'toprağı bol olsun, ışıklar içinde uyusun (o da nası bi oksimorondur, aman bana bu duayı okumasınlar hiç hazzetmem uyurken ışık sızmasından bile...) dedirtir', hakikaten hayatı kolaylaştırır çünkü. Misal ıslak mendil...

Bebek popişi temizliğinde nasıl kullandığımı burda anlatmıştım, iki çocuğumda da bu yöntemi izledim. El-yüz temizliğinde kullanamıyorum, kendi ellerimi bile silmem, tenime değmesinden de hazzetmiyorum o ne idüğü belirsiz sıvının. Galiba bu nedenle bir türlü taşıma alışkanlığı da edinemedim. Çantama atmak hiç aklıma gelmez, çocuklara rağmen. Kii bu bir problem değil, mutlaka ihtiyaç hasıl olduğunda -otobüs, minibüs, sinema, tiyatro farketmez- anında bir yaprak ıslak mendil ikram eden bir teyze beliriverir. Hatta hiç tanımadığınız biri size ıslak mendil uzatırsa, şaşırmayın, alın, kullanın. 

Hele ev temizliği konusunda öyle geniş bir yelpazeye sahip ki, alışveriş listelerinin demirbaşı olması boşuna değil bu güzide icadın...

Aniden kapımı çaldı, çek bir yaprak, bir yüzüyle sehpanın tozunu, diğeriyle tv.un kirini pasını, temiz kalan köşesiyle de şööyle bir parkelerin üstünü siliver, aç kapıyı, misafirini buyur et! Halıya yağlı lekeler mi damladı, çıkaramadığı leke çeşidi yok, anneanne eli değmiş gibi, üç silmede leke kayboldu!

Dr.um programında izledim, yarıdan açtım kim bilmiyorum ama  konuya vakıf olduğunu sandığım, otorite gibi duran biri anlatıyordu; ıslak mendille kullan-at temizliği aslında su ve enerji tasarrufu sağlıyormuş. Malum su çok kıymetli. Pek te mantıklı gelmedi sanki ama??? Amaaann nebileyimmmnebileyimmm...

Not : hepimizde var dimi şu hastalık; mutfakta işi bitince iki yaprak kağıt havlu koparıp elini kurularsın amaaa buruşturup atmazsın bi te tezgahın, masanın üstünü silersin, öyle atarsın... var dimiiii :)))






Devamını Oku »

Herşeyin bir çöpçüsü varmış...

 Hep aklımda olan bir şey vardı, kahfe fincanı koleksiyonu yapmak... Bir kaç çift kutuya kaldırıp unutmuştum. Bir gün kayınvalidemin salonunda aynanın önünde, üstüste toparlanıp bırakılmış birkaç fincan ve tabak çanak gördüm, fincanlar çok güzeldi, ve değişik modellerde sadece birer tabak ve fincan kalmıştı. Yani tam da benim sevdiğim gibi :) Neden ortaya çıkardığını sordum, atılacakları ayırdım dedi :) Tam da benim sevdiğim gibi... Birazcık çekinerek almak istediğimi söyledim, 'herşeyin bir çöpçüsü vardır! dedi, Elime geçerse yine ayırırım sana diye de söz verdi. Çok hoş, eski, ince porselen,ki tam da benim....ayynen.
 En sevdiğim parça, mütevazi koleksiyonumun da gözdesi olan, fotoğrafın ortasındaki bebek. 

 Dama desenli olanı Nergizcim, Turuncu çizgili olanı Medinecim getirmişti. Daha klasik görünenler, anlattığım gibi katıldı aramıza. Kalanını ben aldım ama, asıl istediğim, eskici dükkanlarını gezmek. O da beklemede... Aslında görüştüğüm insanlardan da ,son kalan tabak - fincanı bana ayırmalarını istemek te geliyor aklıma ama hep çekinip vazgeçiyorum.  Neyse burdan söylemiş oldum :)
Bu mutlu çift te,fincanları sakladığım kutuyu açınca elime geçti, bir de anısı var;
Levent'in düğününe gidecektik, Demire hamileliğimin son haftalarındaydı, o yüzden Duruşu almadık yanımıza. Evden çıkarken içim rahat etmedi, 
-istediğin birşey var mı? gelirken alayım, dedim
-gelin bebek. dedi. Giderken oyuncakçılara uğradık ama bilen bilir, artık oyuncakçılarda reklamları dönen oyuncaklardan başka pek birşey bulunmuyor. Öyle Oyuncak müzesi tadında değiller yani. Gelin bebek te pek popüler değil herhalde, hiçbirinde bulamadık. Sonra yemekte Ferhat pastanın üstünden bu porselen bibloyu alıp getirdi, eve döndüğümüzde Duruş uyumuştu, avucuna yerleştirdim bibloyu, sabah baktım uyanmamıştı, bibloyu da hala sıkı sıkı tutuyordu avucunda. Uyanınca şaşkın bir yüz ifadesiyle indi salona, güldürdü bizi...

İşte böyle günlükçüm, senin de yeni yılını kutlarım, 2013 te daha sık görüşmeyi dilerim...

Devamını Oku »

Mevsimi geldi,başladık kutlamaya...

Tatlı Durum 5'i devirdi, okulda arkadaşlarıyla kutladık. Akşam da evde toplandık. Geleneksel kutlamamızı yaptık. Hiç bu kadar yorulduğumu hatırlamıyorum, bacaklarımı sürükleyerek bitirdim günü. İki hafta sonra Demirciğimizin bebeklikten çocuk olmaya terfi edişini kutladık. İlk yaş günümüz vardı ama bende de hiç enerji yoktu. Evde olmak ta istemedim. Aslında bir tek ben istemedim. 

Babamız 
-pastamızı alır evde rahat rahat yeriz içeriz! dedi. Annem hemen destekledi,
-ben bi ıspanaklı börek yaparım! diye başladı, ki devamını biliyorum ben, börekle başlar, 12 çeşide kadar çıkar, ben de kendimi mutfakta bulurum devamında.  
- Size afiyet olsun, ben gelmiyorum! dedim, resti çektim bende... Sonraaa, akşam dışarda buluştuk hepimiz heheeee :)
Duruşun yaş günleri için hep fazlaca stres yapıp, çokça iş çıkardım kendime, ilk heves ya... Son yıllarda da en az ikişer kere kutladık. Ama fotoğraflara bakıyorum, çok az yanyana gelebilmişiz, onlarda da yüzümde yorgun bir ifade var. Hatta bu sene mum üflerken bile doğru dürüst fotoğraf çekememişiz koşturmaktan. Bu sefer  sakin bir törencik yapmak ve oturup pastamı yemek istedim, ''oy tombulum tombulum ablana çifte doğumgünü yaptım yorgunum'' dedim, Oğluşum da anladı beni, güldü yine :) Akşam da çok mutlu bir hali vardı, garsonların kucağından inmedi. 

Wallahi güzelmiş,bundan sonra böyle, yemeğe çıkalım, pastaneye gidelim, dönelim derlitoplu tertemiz evimize...İyi böyle. 
Garib anam, yağuşuklum, datlum...



Not: sana yazacağım ve seni yeneceğim günlükçüğüm demiştim dimi!!!

Devamını Oku »

Affet beni...



      Blogcum biliyorum ihmal ettim biraz... Tamam çok ihmal ettim biliyorummmmm... Ama bi sor niye? Elektirikler kesilmedi ama wallahi internetimiz bağlanamadı bir türlü... 

      Gerçi kafamda çok yazdım sana ama yüklerken sorun oluştu... Telefondan yazılmıyor bilemiyorum neden...
      Bi kere de kaada ay çok pardon kağıda yazdım, hatta başına da küçük bir resim çizdim, görsel de önemli çünkü, çok saçma geldi,   -anlaşılamayan bir yazar- tadında buruşturup attım ve bir müddet gözlerimi uzaklara dikip baktım...
      Söz uçtu,yazı kalmadı özetle...
Kendimi affettirebilirmiyim bilmiyorum ama artık mazeretim de kalmadığına göre, bu hafta her gün bir post eklemeyi düşünüyorum, ne dersin? Belki o eski güzel günlerimize geri dönebiliriz seninle? Bir zamanlar yakındık, hatırlarsın... Hımm ne dersin blogcum? Hadi hadiiii :))))
     Ayrıca nerden çıkarıyosun başkaları olduğunu anlayamıyorum bazen seni... İnstagramla wallahi ve tillahi sadece arkadaşız, sen kendini onlarla niye kıyaslıyosun, lütfen. Lüttfen!



İşte böyle günlükçüğüm, günleeer günlerin ardındaan... seni unutmak mecburiyetindeydim ... Bir geçerli mazeret de bu buçukluklar. İnternetim olsaydı da çok farklı olamazdı malesef, bili geyts seni inandırsın, mark zukerberg satın alsın, hiç enerji bırakmıyorlar. 
Hiç bişey değilde, sürekli oyuncak toplamak bitirdi beni yaf!!! Dağılmış puzzleları tamamla, renkli halkaları üstüste koy, vakit kaybetmeden doğru şekilleri doğru delikten geçir, hemen küpleri üst üste diz, sonraki levela atla, Duruşun kitaplarını diz, çabucak boyalarını topla...Sonra arkanı döner dönmez bozsunlar yaptıklarını...Wallahi zeka puanım düştü, günde 5 kere aynı oyuncakları toplamaktan, ben daha çok oynuyormuşum gibi hissediyorum artık... 
Neyse geç oldu, yarın devam ederiz günlükçüm, şişşşh :) 



Devamını Oku »

Giderli 6


KARDEŞİM BENİM


Duruşla Demirin arasında 5 yaş var. Tam iki  hafta var yaş günleri arasında. Demir de ilk yaşını doldurmak üzere. Bebeklerin en tatlı dönemleridir, her şeyi yarım yamalak yapabildiği zamanlar.  Demirtoşum da bu aralar paytak paytak yürümeye çalışıyor, karşılıklı oturuyoruz,  altın topumuzu birbirimize gönderip eğleniyoruz, gerçekten çok sevimli bu halleri ve evde müthiş bir enerji demek çocuklar…

Biz bazen fazlaca kendimizi kaptırıp oyuna dalarken, bir çift göz de bizi izliyor, kaygı ve endişe içinde. Sahne zaptedilmiş, büyükler başka bir oyuncak bulmuş, başka bir bebeği sever olmuş, anne baba zaten kölesi, anneanne babaanne kucağından düşürmüyor, gelen misafir önce onu soruyor, bir de ellerinde kamera, marifet gibi her yaptığını kaydediyorlar…

Düşününce çok büyük bir stres kaynağı aslında. Yetişkin olarak aynı şeyleri yaşasam, zemin ayaklarımın altında parçalanıyormuş  gibi hissederdim herhalde… Aynı durumda bizler ne yapadık? 
***Daha fazla öne çıkmaya çabalar ve sonunda daha çok gözden düşebilirdik…
***Giderek daha agresif tavırlar sergileyebilir,  sürekli çatışma içinde olabilirdik...
*** Rakibimizi seviyor ve takdir ediyor gibi görünüp çaktırmadan onun sahne hayatını bitirmeye yönelik teşebbüsler içinde olabilirdik…
***Ondan kurtuluş olmadığına kanaat getirip, onun gibi olmaya çalışabilirdik, muhtemelen de bizim üzerimizde itici olurdu, eleştiriliyor olurduk, çocuk gibi davranmamamız yönünde…
*** Bazı fazla titizlenilen ev içi kurallar konusunu kullanabilirdik… Mesela  aç kalmadan sanki yemek yemiyormuş gibi davranabilir, saatinde uymayı reddedebilir,  özetle denilenin tersini yapmakta ısrarcı olabilirdik… Ki bu da işe yaramazdı, üstelik hane halkının bize karşı daha tepkisel olmasına da neden olurdu…

Bizim evin halleri de uzun zamandır böyle… Şu anda empatinin dibine vurmama rağmen çok zorlanıyorum. Bunların farkında olmam da çoğunlukla durumu değiştirmiyor, Duruş beni zorluyor, benim beynime doğru sıcak sıvılar yükseliyor, bağırmaya başlıyorum,  Duru da mutsuz ve üzgün halde bir süreliğine kabuğuna çekiliyor. Daha önce göz göze geldiysek, gözlerinden anlayabiliyorum  çok kırıldığını, bende kendime kızmaya içimden küfür etmeye başlıyorum, bir de vicdan azabı biniyor üstüne…

Bir kardeşi olmalı mutlaka diye düşünüyordum, aslında hala öyle düşünüyorum, Demir duymasın, dünyaya geliş sebebi, ablasının kardeşi olmak. Bunlar da arka arkaya gelince, bir kardeş verip, çocukluğunun en tatlı zamanlarını mı elinden aldık bilmiyorum... 

Ama bizim ev de Demirtoşla tamamlandı günlükçüm. Eksik varmış kadroda, o da gelmiş, herkes yerine yerleşmiş gibi ev şimdi...Uuuu datlummm benim...Datlularım benimmmm...

 Not: üstteki resmi, Duruş kendine göre tamamlamış, ailemizi çizmiş. Demir nerde diye sordum, 'o anneannemde kalmak istemiş! dedi...








Devamını Oku »

Hepimizin bayramı...

Dün akşam caddede coşkulu ve neşeli  kalabalıklar vardı, kırmızı bir insan seli aktı, çocuklar bayrak sallayarak dolaştılar, zorlama değil, içinden geldiği için şevkle yürüdü insanlar... Gider yapmak istemiyorum, büyüsü bozulmasın, hepimizin bayramı, Cumhuriyet bayramımız... 

Zorunlu bir değişime uğradı sırma saçlarımız...Sabahın 7'sinde  hiç çekilmiyordu o sırmalar wallahi günlükçüm.  Anneannesiyle kestirip fönletip süpriz yaptılar bana, bayıldım bende...

Kurban bayramımızı da kutladık, etimizi yedik kutsadık, kavurmamızı depoladık, üç mum yaktık, seyrine baktık günlükçüm... Daha yazardım ama canım istemiyo şimdi... uğrarım gene... kendine ii dawranıosun taammııı!!!

Devamını Oku »

Günlük değil,aylık...


Günlükçüm,görüşmeyeli nelerrr neler oldu, bilsen...Walla çok dedikodu birikti. Kaynatırız bi ara. Bizim çocuklaaarr işte büyüyolar ...Demirin alt iki dişi çıktı, emekliyor tutunarak geziyor. Duruş anaokuluna başladı. İki yıl kreşten sonra bayaa baya okul gibi geldi bize. Tabi ilk gün çok ağladı, tepindi hatta ama çok sürmedi, şimdi de çok seviyor. Özellikle de öğlene kadar olmasından memnun. Öğretmenini de sevdi ama eeen çok ta saçlarını sevdi, biz de saç değil peruk olduğunu söyleyemedik :(

Okulda mutlu ama evde bir süredir keyifsiz, tatsız ve huysuzzzzz!!! Duruyu biliyosun... Tam tersini hayal et. Sabırları zorlayan , kendini de hane halkını da yıpratan halve tavırlar içinde bir süredir...Eski tatlı Duruşumu özledim bennnn...

Ders çalışıyormuş ya da kopya hazırlıyormuşcasına ciddi takılan Duruş, aslında sadece masasını karalıyor ama altta gürbüz çok mutlu. Sonuçta neden mutlu olmasın ki, hayat çok acayip.. kuşlar falan...



Emelciimin çabalarıyla Tarkan konserine gittik bi aralar. Eğer şimdiye kadar izlediklerimiz konser idiyse peki ya bu neydi o vakit? diye düşünmeden edemedim doğrusu. Ateşidir, suyudur, dansıdır showudur, her şey çok güzeldi, çok eğlendirdi ve eğlendi, merdivenler dahil tıklım tıklım doluydu Harbiye. Sonuna kadar ayaktaydık, ben bir ara sıranın üstünde zıplıyordum ki, arkadaki teyze (evet evet baya bi teyzeydi) sırtıma pıtpıt yaptı, göremiyormuş, bence sende zıplamalıydın teyzecimmmm :) Seneye de gidiyoruz dimi ekippp???


Mehmet'le Gülay'ın nişanına gittik. Zonguldak'a. Aynı gün içinde gidip döndük. Çok zor olur çocuklarla sanmıştım ama akrabalarla ve tanıdıklarla dolu bir ortamda gürbüz kucaktan kucağa gezdi, Duruş Ahmetle, Betülle bahçede oynadı, çok zorlamadılar bizi. Zonguldak ta çok güzeldi, nişanlılar da..
Mutluluklaaaar...





Devamını Oku »

Sesimi duyan var mıııı????

Taşınma telaşemiz nihayet buldu gibi. Tek tük ıvır kıvır işler kaldı. Gerçekten çoook iş çıktı, hiç bitmez sandım ama...o da bitti...hatta yaz bile bitti... ne çabuk!
Taşınmanın iyi tarafları da var(mış). Makinalar dolup dolup boşaldı, herşey yıkandı, temiz temiz gelsin diye, heryer parlatıldı, temiz temiz yerleştirelim diye, fazlalıklar atıldı, ki ben kaayunun babası gibi çöpçü balığıyım, yine de elden çıkarabildim gereksizleri... 
Hayatımızı temize çekmek gibi... Yeni bir üç ortalı harita metod defterini çok düzgün kaplayıp, üstüne bir de şeffaf naylon eklemek, kenarlarına kırmızı kalemle çizgiler çekmek, etiketini de yapıştırıp akşamdan okul çantasına yerleştirmek gibi. 
Biblolar, tablolar, duvarlardaki süsler püsler, kolilerin içinde hala, nedense böyle daha çok hoşuma gitti evin hali. Gözümü yormuyor, tozunu almakla uğraştırmıyor. Minimalizmi neden icat etmişler anladım ben, hep bu toz alma derdinden...
Gürbüz bahçede çok mutlu, kedilerde çevresinde dolaştıkça kıkırdıyor. Duruştan da bahçede kendi kendine vakit geçirmesini bekliyorum ama dakikada 55 kere anne deme rekoru benim datluma ait ve korkarım aşmakta kararlı...

Annemle hergünkü gibi bir kahfe molasında, ayıptır sölemesi-bahçede-:) birden aklıma geldi, 
-Duruş sen hadi suyla oyna, ayaklarını falan ıslat, dedim , evin içinde bir bardak suyla duş alır çünkü, 
- annee, ben istediğim zaman suyla oynarım! diye gider yaptı, ve inatla oynamadı ya, bildiğin ergen yani şimdiden...

Annemden bizim eve sürekli bir trafik var, poşetler gidiyor, geliyor, 
'çaya gel, yarın kahfaltıya siz gelin, akşama ne pişiriyoruz, aaa bitmiş mi ben evden alıp gelim ...' muhabbetleri...Duruş akşamları bazen anneannesinden gelmek istemiyor, kalıyor, tekrar iki çocuklu ama tek çocuklu gibiyim, bulmaca bile çözebiliyorum... Ne güzelmiş yakın olmak, ne çabuk geçiyor zaman, ne çekmişim yanlız , çilekeş olmuşum haberim yokmuş!!!
Durubal, sokakta oynamaya yeni başladı ama çok hızlı daldı ortama, kendinden büyük karşı komşunun oğluna terlik fırlatmış, çocukceyizin gözüne isabet ettirmiş. Ahmeti yanağından ısırmış, ikisinide ağlattı resmen... 
İnanırmısın günlük???
Ayşeciğe bağladı... 
Yakında kimler var? bi gün kahfaltıya gelin yaz bitmeden, ciddiyim!     
Tanışmış olalım yüz yüze...Çiğdem, Gönül, başka???


Devamını Oku »

Biz buradan gider olduk, kalanlara selam olsun...

Taşındık biz. Aslında hep istediğimiz yani benim hep istediğim bişeydi ama biraz sermiştik, birden her şey istediğimiz gibi oldu, anneme yakın oldu, kocaman bahçeli oldu, bize göre oldu... Zamanı varmış demek ki. 

 Taşınmak dünyanın en zor işiymiş. Hayatımın yorgunluğunu yaşıyorum. Milyonlarca iş çıktı ki, hepsi de bitmedi daha. Bir de annemin yakınında olması sebebiyle işleri ağırdan alıp yoruldukça bırakıp dinlenmeye kaçınca, yavaş ilerledi ama sıkıntı yok, keyfimiz yerinde. Hafta sonları bavullar toplayıp taşınmalar bitti, pazar akşam üzeri dönüş zamanına denk gelen rehavet saatleri , gitmekle kalmak arası ikilemleri bitti.
 Meyve ağaçlarımız vaaaarrr, çiçeklerimizböceklerimiz vaarrr, şişme havuzumuz varrr, pembe panjurlarımızzz vaarrr, abarttım galiba, biri beni durdursun günlükçüm!!!


Gebzeyi hiç sevmedim, hiç özlemeyeceğim galiba. İlk izlenim, ilk bir kaç saniye hissedilenler değişmezmiş, doğru. Aynen öyle oldu. Bir de uzun zaman, vakit geçirmekten zevk aldığım pek kimse olmadı, yanlız kaldım. Bu yüzden de sevemedim bu memleketi. Son zamanlarda da bir sürü datluuu arkadaşım oldu, misafirlikte kalkma zamanı oyunun en eğlenceli bölümüdür ya, işte öyle oldu, üzüldük ayrıldığımıza...Neyse görüşücez yine...

 Kış gelmeden bahçenin tadını sonuna kadar çıkarmak niyetindeyiz,bekleriiiiizzzz.....

Devamını Oku »