Kreşte günler ağır geçer diyorlar....


Durucumun okula başlamasından bu yana bir aydan fazla zaman geçti. Gözlemleyerek değişiklikleri farketmeye, aklımda tutmaya çalışıyorum, çünkü zaman, kendi istediği zaman gerçekten çok hızlı akıyor. Daha geçen seneki fotoğraflarına bakıyorum, minyatür bir Duru var, keşke, boy boy aynı çocuktan olsa evde, istediğim zaman, istediğim boyuttaki halini sevsem, yeni birşey öğrendikçe, daha küçük bir halini yakalıyıp, onu uygulasam istiyorum. Çok şey mi istiyorum günlük?

Değişiklikler diyodum. Gerçekten kısa süre içinde çok fazla geliştiğini görüyorum, bu da çok hoşuma gidiyor. Sabahları okula girerken, ayakkabılarını çıkarıp dolabına koyuyor, ev ayakkabılarını giyiyor, üstünü çıkarıp asıyor, odalarındaki dolaptada kendi bölümleri var, yedeklerini kendisi yerleştiriyor, çantasını kapatıp asıyor vs... Belki okuyunca, abartı bir sevinç gibi gelebilir benimki ama, evde benim yaptırmayı düşünmediğim, onun yerine gönüllü olarak benim yaptığım şeylerdi bunlar. Hala ayakkabılarıyla uğraşırken gördüğümde, atlayıp kendim yapmamak için kendimi zor tutuyorum...

Akşamları almaya gittiğimde üstü mutlaka değişmiş oluyor, çünkü yemeklerini kendisi yiyor, çorbasını döküp saçarak ta olsa kendisi içiyor. Ben evde hala kendim yediriyorum, hala bu işi ona bırakmayı başaramadım ama en azından bunu kendi başına yapabildiğini biliyorum. Yani Durunun değil, benim öğrenmem gereken bişey bu yemek yedirme konusu.

Güzel havalarda pusetini yanımıza alıyoruz, eve yürüyerek dönüyoruz, yanıma mutlaka elma alıyorum, yolda elmasını kemirirken, o gün yaptıklarını anlatıyor. Yeni şarkılar öğrenmiş oluyor, bana da öğretiyor. Heyecanla oyunlarını, arkadaşlarını anlatırken, hayran hayran seyrediyorum. Kasım sonunda günlük dersleri başlayacak. İki gün jimnastik, bir gün ingilizce, bir gün de ebru öğretmeni gelecek. Satranç 4 yaş grubuna varilmiyor, bende sıkılmasını istemiyorum zaten. Önemli olan jimnastik şu an benim için.

Tek sıkıntımız, herzamanki gibi, üstünü değiştirmemek için elinden geleni yapması. Evin içinde dört tur atıyoruz sabahları. Ödül, ceza, trip, kavga, küsme, tehdit, bütün yöntemler denendikten sonra bir şekilde ikna oluyor,
-tamam annecimm, özür dilerimm, sarılıyımmm.... şeklinme mırmır konuşmaya başlayınca giydirebiliyorum üstünü. Bir de pekmez içme eziyetimiz var, her sabah mutlaka içirmeye çalışıyorum, tabi kolay olmuyor. Bunlar zaten bizim için hep sorundu, yeni birşey değil. Okulun getirilerinden memnunuz, özellikle isteyerek, keyifle içeri girmesinden. Maşallah de günlük!

2 yorum:

  • Bahar ve kızısı Yağmur diyor:
    5 Ekim 2010 12:21

    okulun iyi getirileri çok güzel oluyor
    dediğin gibi biz onları büyütmüyoruz gözümüzde
    bizimkide okulda kendi yiyor yemeğini ama eve gelince ben yediriyorum :(
    kıyamadığımdan mı? yoksa bu günler biticek zaten istesemde sonra olmayacak, ondanmı? bilmiyorum :)

  • isoon diyor:
    5 Ekim 2010 23:36

    Baharcım, yedirme işini bende gönüllü üstleniyorum, en kısa sürede en çok miktarda ve en temiz şekilde yedirme isteği yüzünden galiba, yoksa çok zevkli bir iş değil :)
    ama diğer birçok konuda bende artık öyle düşünüyorum,
    tadını çıkar!

Yorum Gönder

Datttlu Yorumlar